<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsel Saglik &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.bizdoktoruz.com/category/yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bizdoktoruz.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Sep 2011 20:22:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Yetişkinler önerilen günlük alkol dozunu aşıyor</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/yetiskinler-onerilen-gunluk-alkol-dozunu-asiyor/sağlikyetiskinler-onerilen-gunluk-alkol-dozunu-asiyor-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/yetiskinler-onerilen-gunluk-alkol-dozunu-asiyor/sağlikyetiskinler-onerilen-gunluk-alkol-dozunu-asiyor-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 10:36:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alkol]]></category>
		<category><![CDATA[fazla alkol tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3312</guid>
		<description><![CDATA[Yetişkinler önerilen günlük alkol dozunu aşıyor İngiltere’de yetişkinlerin üçte birinden fazlasının, önerilen günlük dozun üzerinde alkol tükettiği, haftada en az bir kez günlük dozu aştığı belirtildi. LONDRA &#8211; Ulusal İstatistik Ofisi’nin verilere göre, İngilizlerin beşte biri ise her hafta en az bir kez içki tüketimini günlük limitin iki katına kadar çıkartabiliyor. İçki tüketimi konusunda bilinç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Yetişkinler önerilen günlük alkol dozunu aşıyor</strong></div>
<div><strong>İngiltere’de yetişkinlerin üçte birinden fazlasının, önerilen günlük dozun üzerinde alkol tükettiği, haftada en az bir kez günlük dozu aştığı belirtildi.</strong></div>
<div>LONDRA &#8211; Ulusal İstatistik Ofisi’nin verilere göre, İngilizlerin beşte biri ise her hafta en az bir kez içki tüketimini günlük limitin iki katına kadar çıkartabiliyor.</div>
<p><a name="storyContinues"></a> İçki tüketimi konusunda bilinç yaratmayı hedefleyen sivil toplum kuruluşu Alcohol Concern tarafından yapılan açıklamada, erkeklere günde üç veya dört, kadınlara ise iki veya üç ünite alkolden fazlasını tüketmemelerinin tavsiye edildiğine dikkat çekilirken, bu konuda halkın kafasındaki soru işaretlerinin mutlaka giderilmesi gerektiği vurgulandı.</p>
<p>Bu arada General Household Survey adı altında 16 yaşın üzerinde 16 bin kişiyle yapılan bir araştırmanın sonuçları da ülkede yetişkinlerin yüzde 37’sinin her hafta mutlaka önerilen sınırları en az bir kere aştığını gösterdi.</p>
<p>Erkeklerin yüzde 41’i, kadınların ise yüzde 34’ü haftada en az bir kez limitlerin çok üzerinde alkol tükettiklerini belirtirken, araştırma sonuçları ayrıca alkol tüketiminin orta sınıfı oluşturan kesimde daha yüksek olduğuna dikkati çekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/yetiskinler-onerilen-gunluk-alkol-dozunu-asiyor/sağlikyetiskinler-onerilen-gunluk-alkol-dozunu-asiyor-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir kadeh alkol bile kanser riskini artırıyor</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/3274/sağlik3274-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/3274/sağlik3274-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 09:44:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alkol]]></category>
		<category><![CDATA[alkol içmek]]></category>
		<category><![CDATA[alkol ve kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3274</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadeh alkol bile kanser riskini artırıyor Az içildiğinde yararlı olduğu belirtilse de, yeni bir araştırma, her gün düzenli olarak içildiğinde bir kadeh alkolün bile kanser riskini artırdığını ortaya koydu. ANKARA &#8211; Fransa’da yayımlanan Le Figaro gazetesinin internet sitesinde yayımlanan araştırmaya göre,vücutta kanser yapıcı moleküle dönüşen alkolün, ağız, boğaz, kalın barsak, rektum, meme, karaciğer, yemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="bir kadeh alkol" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/300614.jpg" alt="" width="300" height="329" /></p>
<h1>Bir kadeh alkol bile kanser riskini artırıyor</h1>
<h2>Az içildiğinde yararlı olduğu belirtilse de, yeni bir araştırma, her gün düzenli olarak içildiğinde bir kadeh alkolün bile kanser riskini artırdığını ortaya koydu.</h2>
<p>ANKARA &#8211; Fransa’da yayımlanan Le Figaro gazetesinin internet sitesinde yayımlanan araştırmaya göre,vücutta kanser yapıcı moleküle dönüşen alkolün, ağız, boğaz, kalın barsak, rektum, meme, karaciğer, yemek borusu ve gırtlak kanseri riskini yüzde 168’e kadar artırabildiği ortaya çıktı.</p>
<p>Fransa Ulusal Kanser Enstitüsünden Dominique Maraninchi ve Fransa Halk Sağlığı Genel Müdürü Didier Houssin, günde bir kadehin ağız, boğaz ve gırtlak kanseri riskini yüzde 168, yemek borusu kanseri riskini yüzde 28, meme kanseri riskini yüzde 10 ve kalın barsak-rektum kanseri riskini yüzde 9 artırabileceğine dikkati çektiler.</p>
<p>2007’de yapılan 7 binden fazla bilimsel araştırmanın yer aldığı uluslararası rapora dayanarak bir broşür hazırlayan bilim adamları, riskin, alkol türüne göre değil, günde içilen alkol miktarına göre arttığını vurguladılar.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> ALKOL KANSER RİSKİNİ NASIL ARTIRIYOR?</strong></span><br />
Vücutta alkolün, özellikle karaciğer ve ağızda bulunan alkol dehidrojenaz adlı enzim tarafından, kimyasal maddelerden hidrojeni ayıran asetaldehit molekülüne dönüştüğünü ve enzimin başka bir enzim tarafından yok edildiğini belirten bilim adamları, kanserojen molekülün birikiminin fazla alkol tüketen ya da genetik olarak asetaldehidini çok yavaş azaltan bünyelerde yüksek seviyede kaldığını ifade ettiler.</p>
<p>Alkolün doğrudan ağız, gırtlak ve yemek borusundan muközlerin geçirgenliğini artıran çözücü etki yarattığı da kaydedildi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> KANSERDEN KORUNMAK İÇİN</strong></span><br />
“Beslenme-Kanserden Korunma” adlı broşürde bilim adamları, kanserden korunmak için meyve sebze tüketilmesi, et ve şarküteri ürünleri tüketiminin azaltılması ve fiziksel faaliyetler yapılması önerisinde bulundular.</p>
<p>Çok ciddi araştırmalara dayanarak bilim adamları, haftada 5 kez, günde en az 30 dakikalık fiziksel faaliyetin, kalın barsak, meme ve rahim kanseri riskini, meyve sebze tüketiminin artırılmasının ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, akciğer ve mide kanseri riskini azalttığını vurguladılar.</p>
<p>Alkol dışında, aşırı kilonun yemek borusu, rahim, böbrek, pankreas, meme, kalın barsak, rektum ve safra kesesi kanseri riskini artırdığına dikkat çekildi.</p>
<p>Düzenli olarak her gün tüketilen 100 gram etin kalın barsak-rektum kanseri riskini yüzde 29, 50 gram şarküteri ürününün ise riski yüzde 21 artırdığı kaydedildi.</p>
<p>Erkeklerde kanserlerin yaklaşık yüzde 10,8’i, kadınlarda yüzde 4,5’i alkol tüketiminden kaynaklanıyor.</p>
<p>1990’lı yıllarda yapılan araştırmalar, alkolün az alındığında sağlığa yararlı olduğunu göstermişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/3274/sağlik3274-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiroid hastalıklarında iyot rolü</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/3269/sağlik3269-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/3269/sağlik3269-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 09:38:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[iyot]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid bezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3269</guid>
		<description><![CDATA[Tiroid hastalıklarında iyot önemli Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 40’ında çeşitli tiroid bezi hastalıkları bulunuyor. Araştırmalar, Türkiye’de kişilerin günlük almaları gereken iyotun ortalama 4’te birini aldıklarını gösteriyor. İSTANBUL &#8211; Boynun hemen ön kısmında kelebek şeklinde bulunan tiroid bezi, ürettiği hormonlarla vücuda adeta bir pil gibi enerji sağlıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tiroid Hastalıkları Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="tiroid hastalıklarında iyot" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/2955.jpg" alt="" width="250" height="195" /></p>
<div><strong>Tiroid hastalıklarında iyot önemli</strong></div>
<div><strong>Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 40’ında çeşitli tiroid bezi hastalıkları bulunuyor. Araştırmalar, Türkiye’de kişilerin günlük almaları gereken iyotun ortalama 4’te birini aldıklarını gösteriyor.</strong></div>
<p>İSTANBUL &#8211; Boynun hemen ön kısmında kelebek şeklinde bulunan tiroid bezi, ürettiği hormonlarla vücuda adeta bir pil gibi enerji sağlıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tiroid Hastalıkları Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. Mete Düren, Türkiye’de yaklaşık 20-30 milyon tiroid hastası olduğunun kabul edildiğini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Guatr oluşumunda, iyot eksikliği, çevre faktörleri, ırsi faktörler ve bünyesel faktörlerin etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mete Düren, şöyle devam etti:<br />
“Araştırmalar, Türkiye’de kişilerin günlük almaları gereken iyotun ortalama olarak 4’te birini aldıklarını gösteriyor. İyot eksikliği olan Orta Avrupa ülkelerinde fırınlarda pişen ekmeğe ve sofrada kullanılan tuza eklenen iyotla eksiklik ve buna bağlı gelişen guatr sorunu büyük ölçüde çözülmüştür. Türkiye’de iyotun guatrı olmayan kişilerce korunmak amacı ile alınması gerekir. Aksi takdirde guatrı olan hasta bundan kurtulmak amacı ile iyot aldığı taktirde bunun faydadan çok zararı olmaktadır.”</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> TRAFİK KAZASINDA ÖLME RİSKİ DAHA YÜKSEK</strong></span><br />
Troid kanserlerinin büyük çoğunluğunun çok selim tabiatlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Düren, “Tiroid kanserinden bir hastanın ölmesi, ABD’de by-pass ameliyatlı bir hastanın yaşam şansı ile aynı tutuluyor. Bizde ise hastanın trafik kazalarından yaşamını yitirme olasılığı daha yüksek görülüyor” ifadesine yer verdi.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> GENETİK FAKTÖR ORTADAN KALDIRILIYOR</strong></span><br />
Tiroid kanserinde son yıllarda kaydedilen çok önemli gelişmelerden birinin de medüller tipte tiroid kanseri olan anne veya babanın kanında yapılan genetik bir araştırma ile çocuğuna bu hastalığın geçip geçmeyeceğinin anlaşılması olduğunu belirten Düren, şöyle devam etti:<br />
“Çocuklarında da bu test pozitif çıkarsa o çocuğun 25-30 yaşına kadar tiroid kanserine yakalanacağı yüzde 100 olduğundan bu çocuklarda koruyucu olarak tiroid bezi tamamen alınıyor ve yüzde 100 şifa sağlanıyor. Bu genetiğin tıbba uygulama alanında yapmış olduğu en önemli katkılardan biri olarak kabul ediliyor. Bizim de böyle hastalarımız ve ailelerimiz var. Ancak çocuklarında hiçbir hastalık yokken annelerini çocuklarını ameliyat ettirmeye ikna etmek oldukça zor görünüyor.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/3269/sağlik3269-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ünlülerin zayıflama yöntemleri</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/unlulerin-zayiflama-yontemleri/sağlikunlulerin-zayiflama-yontemleri-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/unlulerin-zayiflama-yontemleri/sağlikunlulerin-zayiflama-yontemleri-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 18:06:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[ünlüler]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3267</guid>
		<description><![CDATA[Ozan Orhon-Kelepçe Yöntemi Bu yöntemi uygulayarak zayıflayan isimlerden ilk akla gelen ise şarkıcı Ozan Orhon’dur. Kelepçe yöntemi, çok yüksek kiloda olan bireyler için kullanılan bir yöntemdir. Özellikle beden kitle indeksi 40 üzerinde ise uzman doktor onayı ile yapılan bir uygulamadır. Beslenme programında kişinin besin tüketim alışkanlıklarını değiştirmesi kalıcı kilo gidişi için önemlidir. Ayrıca bu yöntemde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="ünlülerin zayıflama yötemleri" src="http://www.hurriyetaile.com/userfiles/images/8187_420x315.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<div id="aciklamaDiv">
<div>Ozan Orhon-Kelepçe Yöntemi</div>
<div>Bu yöntemi uygulayarak zayıflayan isimlerden ilk akla gelen ise şarkıcı Ozan Orhon’dur. Kelepçe yöntemi, çok yüksek kiloda olan bireyler için kullanılan bir yöntemdir. Özellikle beden kitle indeksi 40 üzerinde ise uzman doktor onayı ile yapılan bir uygulamadır. Beslenme programında kişinin besin tüketim alışkanlıklarını değiştirmesi kalıcı kilo gidişi için önemlidir. Ayrıca bu yöntemde yine kişi beslenme alışkanlıklarını değiştirmek zorundadır. Eğer aynı beslenme alışkanlıkları devam ederse kişi vermiş olduğu kiloları fazlası ile geri alır.</div>
</div>
<div id="aciklamaDiv">
<div>Mesut Yar-Samandağ Biberi</div>
<div>Son zamanlarda gazeteci ve televizyoncu Mesut Yar’ın zayıflaması ile ön plana çıkan besinlerin başında Samandağ biberi geliyor. Zayıflamada bazı besinlerin tüketilmesi kilo verme hızını destekler. Samandağ biberi, içerisinde bulunan kapsaisin maddesi nedeni ile metabolizmayı hızlandırır. Metabolizmanın hızlanması kilo verme hızının daha yüksek tempoda olmasına neden olur. Termojenik etkisi olan besinler vücut ısısını artırdığı için kilo verme hızında artışlara neden olur. Samandağ biberinin termojenik etkisinin bulunması, yine kilo verme hızınıza destek sağlayacaktır. İçerisinde bulunan C vitamini nedeni ile antioksidan özellik göstermektedir. Antioksidanlar, vücuda zarar veren serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırılması için önemlidir. Antioksidanlar cilt güzelliği sağlamasının yanı sıra bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlar. Samandağ biberi acı olması nedeni ile su tüketimini artırmaktadır. Özellikle vücuttan yağ atımını artırmak için gerekli olan suyun daha fazla içilmesi için Samandağ biberinin tüketilmesi avantajdır. Yalnız Samandağ biberini bazı bireylerin kullanması vücutta sağlıksız sonuçlar doğurabilir. Özellikle hipertansiyon sıkıntısı olan, mide de gastrit, ülser ve reflü rahatsızlıkları olan bireylerin Samandağ biberini tüketmemesi gereklidir.</div>
</div>
<div id="aciklamaDiv">
<div>Linet-Detoks Yöntemi</div>
<div>Şarkıcı Linet zayıflamak için detoks yöntemini tercih edenlerden. Detoks yöntemi belirli bir süre vücudun dinlenmesi için uygulanan bir yöntemdir. Sürekli uygulanması mümkün olmayan bu sistemin çok fazla geçerliliği olmamakla birlikte moda diyetler olarak lanse edilebilir.</div>
</div>
<div id="aciklamaDiv">
<div>Yeşim Ceren Bozoğlu-Metabolizma Hızlandırma</div>
<div>Tiyatrocu Yeşim Ceren Bozoğlu en sağlıklı kilo verme yöntemini seçenlerden. Metabolizma hızlandırma en mantıklı beslenme tarzıdır. Hem egzersiz hem de düzenli beslenerek uygulanan bu sistem, kalıcı kilo kaybı içinde en iyi yöntemdir. Özellikle beslenme tarzınızın metabolizma hızlandırıcı olarak değiştirilmesi daha hızlı kilo kaybınızı da sağlayacaktır. Sağlığınız açısından en doğru seçimdir.</div>
</div>
<div id="aciklamaDiv">
<div>Zerrin Özer-Zayıflama Hapı</div>
<div>Şarkıcı Zerrin Özer’in kilo vermek için tercih ettiği zayıflama hapları, her zaman günü kurtarmak için kullanılan ve sağlığı ciddi tehdit eden bir zayıflama yöntemidir. Özellikle kalıcı kilo kaybının önemli olduğu düşünülürse zayıflama hapları kesinlikle yanlış seçimdir. Özellikle böbrek ve karaciğere zarar veren bu tabletler bazı insanların ölümüne bile neden olabilmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu, zayıflama tabletlerinin zaman içerisinde sağlık problemlerine neden olduğu ve sağlığa kötü bir yatırım olduğudur.</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/unlulerin-zayiflama-yontemleri/sağlikunlulerin-zayiflama-yontemleri-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dövmedeki tehlikeler korkutuyor</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/dovmedeki-tehlikeler-korkutuyor/sağlikdovmedeki-tehlikeler-korkutuyor-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/dovmedeki-tehlikeler-korkutuyor/sağlikdovmedeki-tehlikeler-korkutuyor-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 17:58:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik ve Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dövme]]></category>
		<category><![CDATA[dövme yaptırmak]]></category>
		<category><![CDATA[dövmedeki riskler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3263</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, dövmenin HIV başta olmak üzere birçok ciddi sağlık riskini beraberinde getirdiğini, sağlık açısından dövmeyi önermediklerini belirtti. Prof. Dr. Öztürkcan, yaptığı açıklamada, son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaşan dövmenin bazı sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Özellikle kalıcı dövmede kullanılan iğnelerin risk taşıdığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="dövme" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/9671/14359671.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, dövmenin HIV başta olmak üzere birçok ciddi sağlık riskini beraberinde getirdiğini, sağlık açısından dövmeyi önermediklerini belirtti.</h2>
<div><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" alt="" width="578" height="10" /></div>
<p>Prof. Dr. Öztürkcan, yaptığı açıklamada, son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaşan dövmenin bazı sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi.<br />
Özellikle kalıcı dövmede kullanılan iğnelerin risk taşıdığını anlatan Öztürkcan şöyle konuştu:<br />
“Dövme son yıllarda gerçekten çok popüler oldu. Biz sağlık açısından baktığımızda dövmenin riskli olduğunu söyleyebiliriz. Hint kınasıyla yapılan dövmede bu kınaya karşı alerji gelişebilir. Alerji gelişen kişide daha sonra kullanacağı kişisel bakım ürünleri, saç boyası, deodorant, saç losyonu gibi maddelere karşı da duyarlılık gelişebilir ve kişi bunları ömür boyu kullanamayabilir. Ayrıca bu boyalar enfeksiyonlardan, alerjik reaksiyonlara hatta kansere kadar pek çok soruna yol açabilir.”<br />
Öztürkcan, iğneyle yapılan kalıcı dövmelerde bulaşıcı hastalık riskine dikkat çekerek, “Burada hem iğneye hem de boyaya bağlı riskler var. Kullanılan iğnenin steril olmamasına bağlı olarak Hepatit B, sarılık, AIDS gibi hastalıklar geçebilir. Dövmeyi sağlık açısından önermiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“PİŞMAN OLUYORLAR”</p>
<p></strong><a title="İzmir" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/izmir/" target="_blank">İzmir</a> İl Müftü Yardımcısı Mehmet Gündoğdu ise dövme yaptırmanın İslam dininde hoş görülmediğini belirtti.<br />
Derinin herhangi bir şekilde kirletilmesinin doğru olmadığını kaydeden Gündoğdu, şöyle devam etti:<br />
“Dinimiz dövme yaptırmayı hoş görmemiştir. Derinin altına yapılan dövmenin yok edilmesi mümkün değilse artık yapacak bir şey yok. Bu abdeste mani değildir ancak dövme derinin üstünü kaplamışsa onun kaldırılması gerekir. Çünkü bu gusle engel olur.<br />
İnsanların 15 yaşındaki, 25 yaşındaki, 35 yaşındaki haletiruhiyeleri aynı olmuyor. Genç iken yaptırıp da sonradan çok pişman olanlar bizleri arayarak bilgi istiyorlar. Dinimiz açısından dövme yaptırmak doğru değildir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/dovmedeki-tehlikeler-korkutuyor/sağlikdovmedeki-tehlikeler-korkutuyor-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinselliğin 10 Altın Kuralı! Olmazsa olur mu?</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/cinselligin-10-altin-kurali-olmazsa-olur-mu/sağlikcinselligin-10-altin-kurali-olmazsa-olur-mu-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/cinselligin-10-altin-kurali-olmazsa-olur-mu/sağlikcinselligin-10-altin-kurali-olmazsa-olur-mu-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2011 19:39:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sekste neler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3231</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için yapılması gerekenleri, Dr. A. Cem Keçe kaleme aldı. Çiftlere verilen öneriler arasında aşk oyunları, seks konuşmaları, uzun süren önsevişme ve fantazi keşfetme taktikleri de var. Partnerinizle Seks Konuşun Çiftlerin konuşarak kafalarındaki kaygı ve korkuları, üzüntüleri, geçmişteki üzücü olayları, isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları, cinsellikte beklentilerini veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="Cinselliğin 10 alın kuralı" src="http://www.hurriyetaile.com/userfiles/images/343_420x315.jpg" alt="" width="420" height="315" /></p>
<p><strong>Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için yapılması gerekenleri, Dr. A. Cem Keçe kaleme aldı. Çiftlere verilen öneriler arasında aşk oyunları, seks konuşmaları, uzun süren önsevişme ve fantazi keşfetme taktikleri de var.</strong></p>
<p><strong>Partnerinizle Seks </strong>K<strong>onuşun</strong></p>
<p>Çiftlerin konuşarak kafalarındaki kaygı ve korkuları, üzüntüleri, geçmişteki üzücü olayları, isteklerini kesin ve net bir dille anlatmaları, cinsellikte beklentilerini veya fantezilerini partnerleriyle paylaşmaları cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olmalıdır. Sorunlu cinsel yaşam için en iyi ilaç, daha iyi bir iletişimdir.</p>
<p><strong>Aç Karnına Sevişmeyin</strong></p>
<p>Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar ve dinlendirici bir müzik, çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemekten sonra sevişmeyin. Yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir. Sevişmeden yarım saat önce tuvalete gidin.</p>
<p><strong>Aşk Oyunları Oynayın</strong></p>
<p>Partnerinizle ilişkinizin eskisi gibi arzulu, heyecanlı ve zevkli olmadığını mı düşünüyorsunuz? Hatta zamanla birbirinizden uzaklaşıyor musunuz? Yanıtlarınız &#8216;Evet&#8217; ise ilişkinizin ilk günlerinde hissettiğiniz arzuyu, heyecanı ve romantizmi yeniden yaşamaya ne dersiniz? İşte ateşinizi yeniden alevlendirmenizin tek yolu; aşk oyunları&#8230;</p>
<p><strong>Sağlıklı Beslenin</strong></p>
<p>Beslenme alışkanlığımız hem sağlığımız için hem de cinsel yaşamımız için son derece önemlidir. Bu nedenle mutlu bir cinsel yaşam için mutlaka sağlıklı ve cinsel iştahı arttırıcı beslenme gerekir. Bedenle sinir sistemi, salgı bezleri ve iç organlar arasında güçlü bir ilişki var. Alkol, sigara ve kafeinli içecekler cinsel hayatı çok olumsuz etkiler.</p>
<p><strong>Kendinize ve Seksinize Güvenin</strong></p>
<p>Kendini tanımayan çiftlerin cinsellikte rahat olması beklenemez. Örneğin cinsel istek bozukluğunun arkasında ağır bir patoloji yoksa cinsel isteğin olmayışı, kişinin cinsel fantazi ve arzularının farkına varamayışı vardır. Bu arzuların, kişide suçluluk ya da utanç yaratması nedeniyle sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam engelleniyordur.</p>
<p><strong>Ön Sevişmeye Zaman Ayırın</strong></p>
<p>Daha uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak; erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/cinselligin-10-altin-kurali-olmazsa-olur-mu/sağlikcinselligin-10-altin-kurali-olmazsa-olur-mu-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ofis sağlığı: mesleğiniz ömrünüzü mü etkiliyor</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/ofis-sagligi-mesleginiz-omrunuzu-mu-etkiliyor/sağlikofis-sagligi-mesleginiz-omrunuzu-mu-etkiliyor-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/ofis-sagligi-mesleginiz-omrunuzu-mu-etkiliyor/sağlikofis-sagligi-mesleginiz-omrunuzu-mu-etkiliyor-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2011 16:47:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İş'te Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[işte sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3199</guid>
		<description><![CDATA[Mesleğiniz ömrünüzü mü tüketiyor? Her işin zorlukları, stresli günleri var ancak bazı kişiler her gün daha çok stres yaşıyor, hastalanıyor, hayattan zevk alamaz hale geliyor. Hastalıklarını ilaçla iyileştirmeye çalışan bukişiler çoğunlukla mesleklerinin kendilerini tükettiğini fark etmiyor. Çevremizde yaptığı işi sevmeyen, her gün ayakları geri geri giden, yorgun, bıkkın ve çeşitli hastalıklarla uğraşan, ancak bunlara rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="mesleğiniz ömrünüzü mü tüketiyor" src="http://i.milliyet.com.tr/Kategori4lu/2011/08/03/fft149_mf1527990.Jpeg" alt="" width="298" height="286" /></p>
<h1 id="divAdnetKeyword">Mesleğiniz ömrünüzü mü tüketiyor?</h1>
<h2 id="divAdnetKeyword2">Her işin zorlukları, stresli günleri var ancak bazı kişiler her gün daha çok stres yaşıyor, hastalanıyor, hayattan zevk alamaz hale geliyor.</h2>
<p>Hastalıklarını ilaçla iyileştirmeye çalışan <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>bu</strong></span>kişiler çoğunlukla mesleklerinin kendilerini tükettiğini fark etmiyor.</p>
<p>Çevremizde yaptığı işi sevmeyen, her gün ayakları geri geri giden, yorgun, bıkkın ve çeşitli hastalıklarla uğraşan, ancak bunlara rağmen “Neyse ki <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>bir</strong></span> işim var” diyerek sabreden çok insan var. Belki siz de onlardan birisiniz… Bu belirtileri yağmurlu havaya, gün içinde yaşanan aksaklıklara, eşinize, dostunuza yormaktan vazgeçin ve Mesleki Tükenmişlik Sendromu yaşayıp yaşamadığınızdan emin olun. Çünkü yapılan işle doğru orantılı olarak yükselen psikosomatik (psikolojik kaynaklı fiziksel rahatsızlıklar) ya da psikolojik rahatsızlıklar ile ortaya çıkan Mesleki Tükenmişlik Sendromu, uzun vadede ömrünüzden çalıyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Proje Danışmanı, Örgüt ve Endüstri Psikoloğu Burcu Çanacık ve İnsan Kaynakları yönetimi üzerinde çalışmaları bulunan Psikolog Özge Berçin Keleş ile tükenmişlik sendromunun belirtilerini ve alınması gereken önlemleri konuştuk.</p>
<p><strong>Şikayet etmeye hakkınız var</strong><br />
Psikolog Burcu Çanacık, ülkemizde işe bağlı sıkıntıların garip karşılanmadığını, işin gereği gibi algılandığını <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>ve</strong></span> her iş yerinde aynı sıkıntıların olduğuna inanıldığını belirterek, “Çalışanlar işlerinden şikâyet etme hakları olmadığını, bunun şımarıklık olduğunu düşünüyorlar. O nedenle kimse tükenmişlik sendromu yaşadığını fark etmiyor. Başka şikayetlerle psikoloğa başvuran kişilerde bazen altta yatan sebebin Mesleki Tükenmişlik Sendromu olduğu ortaya çıkıyor” diyor. Çanacık, 20 yıl boyunca aynı iş yerinde çalışan, işinden mutsuz olan ancak aynı iş yerinde çalışmaya devam ederek mutlu olmaya çalışan insanlarla karşılaştığını belirtiyor.</p>
<p><strong>İşini sevenler çok şanslı</strong><br />
Oysa çok sevdiği işi yapan kişi işini adeta bir hobi gibi yapıyor ve bıkmıyor, yorulmuyor. Örneğin; çok dışa dönük olan bir insan satış sektöründe başarılı olurken ve yorgunluk hissetmezken içe dönük bir kişi satış yaparken her gün onlarca yeni insanla tanışmaktan dolayı ruh yorgunluğu yaşıyor ve yaptığı işten nefret etmeye başlıyor. Aslında insanlar genellikle hangi işin kişilik özelliklerine, becerilerine uygun olduğunu seçmekte daha kolay tercih yapabiliyor. Oysa kişinin kendisine uygun yöneticiyi seçmesi o kadar da kolay olmuyor. Kişinin beklentilerine göre kötü olan bir yönetim de mesleki tükenmişliğe neden oluyor. Yalnız çalışmaktan hoşlanan bir çalışan, yöneticisinin sürekli kendisini takip ediyor olmasından büyük rahatsızlık duyabiliyor. Çoğunlukla yalnız çalışan bir bilgisayar yazılımcısı ise iletişim kuracak insan ararken strese girebiliyor. Sendromun ortaya çıkmasında kişilik özellikleri de önemli rol oynuyor. Çanacık, Mesleki Tükenmişlik Sendromu’nun kurbanı olmamak <a name="aspx1" target="_blank"></a><span><strong>için</strong></span> yapılması gerekeni şu cümle ile özetliyor; “İhtiyaçları karşılayacak bir meslek ve pozisyon ile uyumlu çalışılacak bir yönetici bulmak.” Tabii hepsini aynı anda bulmak her zaman mümkün olamıyor. Bir de işin içine geçim kaygısı girdi mi işler iyice zorlaşıyor.</p>
<p>“Ellerinizin aras›ndan kay›p giden hayat sizin. Her gün ifle giderken ayaklar›n›z geri geri gidiyorsa daha iyisi için mutlaka yapabileceğiniz birfleyler olmalı.”</p>
<p><strong>Yöneticinin rolü</strong><br />
Psikolog Burcu Çanacık, bir çalışanın sık rahatsızlanması, devamsızlık yapması durumunda yöneticilerin ilgili olması, hatır sorması ve müdahale etmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor; “Müdahale etse iyi olur demiyoruz, mutlaka müdahale etmeli diyoruz. Çünkü yöneticinin baş görevi çalışanların performansını yükseltmek ve performansı düşürecek etkenleri ortadan kaldırmaktır. İnsani bakış açısını katmadan sadece kurumsal bakış açısı ile bakınca da durum böyledir. Bu sendrom da performansı düşüren bir etken olduğu için mutlaka müdahale edilmesi ve sebeplerin ortadan kaldırılması gerekiyor.” Çalışanlarını çok iyi yönlendiren, problemleri daha az yansıtarak beklenen hedefleri süzerek aktaran yöneticilerle daha az sorun yaşanıyor.</p>
<p><strong>Meslekleri suçlamayın</strong><br />
“Sendroma hangi mesleklerde daha çok rastlanıyor?” sorusuna Psikolog Burcu Çanacık, şöyle yanıt veriyor: “Meslekleri suçlamaktansa kişinin kendi farkındalığını yaşayamamasını ve yöneticisinin onu iyi yönlendirememesini suçluyoruz. Eğer size uygun olmayan bir mesleği yapıyorsanız sendrom görülme olasılığı daha yüksek oluyor. Eğer olumsuzluklara toleransınız düşükse her meslekte sıkıntı yaşayabiliyorsunuz. Stresi yönetmeyi başaranların tükenmişlik yaşama riskleri ise daha düşük oluyor.” Psikolog Çanacık, kazanılan paranın miktarının kişinin yaşam tarzına uygun olması ve baştan kabullenilmesi durumunda sorun yaratmadığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Yenilerin hayal kırıklığı daha büyük</strong><br />
Psikolog Özge Berçin Keleş ise sendromun iş hayatına yeni başlayanlarda daha fazla görüldüğünü belirterek şunları söylüyor: “Okulunu bitirip çalışmaya başlayan kişiler çok büyük hedef belirliyorlar. Ancak işe başladıklarında rekabeti, insanlar arası çatışmaları görüyorlar. Güvendikleri insanların önlerine çıktığını, hata yapınca işten çıkarılabileceklerini fark ediyorlar ve hayal kırıklıkları yaşıyorlar.”</p>
<p>Öneriler<br />
? İşinizi ve pozisyonunuzu seçerken beklentilerinizin farkında olun.</p>
<p>? Sıkıntılarınızın kaynağını doğru tespit edin.</p>
<p>? Yöneticiniz anlayışlı biriyse sıkıntılarınızı onunla paylaşın.</p>
<p>? İnsan Kaynakları departmanından destek isteyin.</p>
<p>? Eğer hiç kimse ile iletişim kuramıyorsanız iş değiştirmeyi düşünün.</p>
<p>? Değişiklik imkanınız yoksa işyerindeki yakın bir arkadaşınızdan tavsiyeler alın.</p>
<p>? İş arkadaşlarınızla dedikodu şeklinde değil, yapıcı olarak dertleşin.</p>
<p><strong>TEST EDİN</strong><br />
Fiziksel veya duygusal anlamda kendinizi bitkin ve güçsüz hissettiğiniz oluyor mu?</p>
<p>İşinizle ilgili olumsuz şeyler düşünmeye meyilli olduğunuzu fark ettiğiniz oldu mu?</p>
<p>Bazı insanlara hak ettiklerinden daha sert ve anlayışsız davrandığınızı düşündüğünüz oluyor mu?</p>
<p>Çalışma arkadaşlarınızla iletişiminizde veya küçük problemlerle karşılaştığınızda çok çabuk asabileştiğinizi fark ediyor musunuz?</p>
<p>Başarı için üzerinizde baskı hissediyor musunuz?</p>
<p>Yapabileceğinizden daha fazla yapmanız gereken iş olduğunu hissettiğiniz oluyor mu?</p>
<p>İyi iş çıkarmayı sağlamakta önemli gördüğünüz, bazı faaliyetleri gerçekleştirmek için yeterli zamana sahip olmadığınızı hissettiğiniz oluyor mu?</p>
<p>Planlama yapmak için istediğiniz kadar zaman olmadığını düşündüğünüz oluyor mu?</p>
<p><strong>PUANLAMA</strong><br />
Soruları 1’den 5’e kadar puanlayın. Toplam puanınız;</p>
<p>28 ve üzerindeyse: Mesleki Tükenmişlik Sendromu yaşıyorsunuz.</p>
<p>28-18 arasındaysa: Kritik bölümdesiniz.</p>
<p>18 ve altındaysa: Sizin için bir tehlike yok.</p>
<p><strong>YAŞAYANLAR ANLATIYOR</strong></p>
<p><strong>Poliçe satmak benim işim değildi</strong><br />
“Üniversiteden mezun olduğum yıl <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/sigorta" target="_blank">sigorta</a> şirketlerinin hayat ve emeklilik sigortaları konusunda atağa geçtikleri dönemlere denk geliyor. O zamanlar ben de birçok arkadaşım gibi bir yerden başlamak adına sigorta pazarlamaya karar verdim. Daha doğrusu mecbur kaldım. Aslında bana göre bir iş olmadığını bildiğim halde ailemin, “Bir yerden başlamalısın” telkini ile bir firma ile anlaştım. İşim gereği her gün belli sayıda müşteriyi ziyaret etmem, onlardan başka potansiyel müşteri isimleri almam, onları da ziyaret etmem ve her gün yöneticime görüşmelerim ve sonuçları hakkında rapor vermem gerekiyordu. İşin doğrusu hiçbir görüşmemde bir ilerleme kaydedemiyordum. Halime acıdıkları için <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/sozlesme" target="_blank">sözleşme</a> imzalayan bir iki vicdanlı müşteri dışında kimseye poliçe satamadım. Üstelik görüşmelerim karşı tarafın, “Teşekkürler ilgilenmiyoruz” demesinden sonra bir adım daha ileri gidemedi. Buna karşın günlük raporlarımda harika tablolar çiziyordum. Hayattaki ilk iş deneyimimin böyle başlaması korkunçtu. Her sabah ziyaretlere başlarken karnıma ağrılar giriyordu. Kendimi bir yalancı ve beceriksiz gibi hissetmeye başlamıştım ki işten çıkarıldım. İyi ki çıkarılmışım çünkü şimdi çok sevdiğim bir işi yapıyorum. Kimseye bir şey satmak zorunda değilim. Şimdi bana poliçe satmak isteyen herkesi mutlu edemesem de en azından kırmadan geri çevirmeye gayret ediyorum.” Damla, 37, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Ankara" target="_blank">ANKARA</a></p>
<p><strong>Çalışmak, özgürlüktür!</strong><br />
“Çocukluğumdan beri yapmak istediğim işi biliyordum ve eğitim hayatımı bu doğrultuda yönlendirdim. Fotoğrafçılık eğitimi aldım. Babam bir baltaya <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/SAP" target="_blank">sap</a> olamayacağımı düşünürken annem beni sonuna kadar destekledi. Bugün hayatımı fotoğraf çekerek kazanıyorum. Üstelik kimseye bağımlı olmadan&#8230; Önceleri bir ajansta çalıştım ancak özgürlüğümün kısıtlandığını hissettiğim an istifa ettim ve kendi kendimin patronu olmaya karar verdim. İyi bir iş çevresi edinmek için çok çalıştım. Aç kaldığım, ev kiramı ödeyemediğim günler de oldu çok iyi para kazandığım işler de geldi. Bugün de bir fakir bir zengin geçinip gidiyorum. Bazen gündüz çalışıyorum bazen akşamdan sabaha kadar. İşimi yaparken dünyanın en mutlu insanı oluyorum. Evli değilim, yalnız yaşıyorum ama bir aile sorumluluğum , hele de bir çocuğum olsaydı bu kadar rahat olur muydum bilemiyorum. Her şeyin bir bedeli var…” Yeşim, 32, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Istanbul" target="_blank">İSTANBUL</a></p>
<p><strong>İki yıl boyunca ızdırap çektim</strong><br />
“Bir ay sonra yeni bir iş bulunca dünyalar benim oldu. Ancak hiçbir şey beklediğim gibi gelişmedi. Ne yaptığım işi sevdim, ne patronumu ne de iş arkadaşlarımı&#8230; Ancak iş işteyken bulunur mantığı ile hareket etmeye karar verdim. Yeni bir iş bulana kadar dayanmaya çalıştım. Ailem ve arkadaşlarım da “İnsanlar işsiz gezerken sen iş beğenmiyorsun, sık biraz dişini” diyorlardı. Sonuçta iki yıl boyunca dişimi sıkmak zorunda kaldım. Ama ne sıkmak… Orada çalışan herkesin mutsuz olduğunu ancak iş bulamama korkusu ile onların da diş sıktıklarını fark ettim. Ancak kimse sıkıntısı açık etmiyor, herkes özellikle patrona çok mutlu görünmeye çalışıyordu. Bir süre sonra pazartesi günleri bana <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/iskence" target="_blank">işkence</a> gibi gelmeye başladı. İşe gitmek istemediğim için ağladığım geceler oldu. Ama nankörlükle suçlanmak korkusu ile kimseye bir şey söylemedim. İşimden ve patronumdan herkes kadar şikayet ettim. İki yılın sonunda ruh ve beden sağlığımı kaybetmek üzereyken yeni bir iş buldum. Şimdi hayata yeniden dönmüş gibiyim.” Sonat, 38, İstanbul</p>
<p><strong>Plaza hayatı bana göre değil</strong><br />
“Üniversiteden mezun olduğumda hayalimde kurumsal bir firmada işe girmek ve kısa sürede yükselmek vardı. Babamın bir üniversite arkadaşının aracılığı ile böyle bir kurumun kapısında girmeyi başardım. Üstelik orada ortaokuldan tanıdığım ve çok sevdiğim bir arkadaşıma rastladım. Bir plazada çalışmak, manyetik kartımı kapıdan okutup geçmek, herkesle birlikte yemeğe gitmek, akşam servisle evimin önüne kadar gitmek… Bunlar başlarda kendimi çok iyi, önemli hissettirdi. Ben de çalışan, şık, başarılı bir iş kadını olma yolunda ilerliyorum diye düşündüm. Meğer akvaryumda bir balıkmışım. Bir işte yükselmenin o kadar da kolay olmadığını, çok sevdiğin arkadaşlarının bile gün gelip senin kuyunu kazabileceğini, her gün yemeğe gittiğin hatta özel hayatına kattığın arkadaşlarının seni alt etmek için fırsat kolladığını kısa sürede gördüm. Üstelik tüm bunlar olurken, hak yerini bulur, müdürler çalışanı elbet görür diye düşünürken aslında işlerin hiç de öyle yürümediğini, bazı terfi söz konusu olduğunda özel ilişkilerin başarının önüne geçtiğini fark ettim. Kendimi yeterince geliştirdiğimi düşündükten yani 5 yıl dayandıktan sonra manyetik kartımı son kez kapıdan geçirip o plazaya veda ettim. Plaza insanı değil, kendi işimin patronu olmaya karar verdim. Şimdi küçük çaplı ama bana huzur veren bir iş yapıyorum ve çok mutluyum.” Beste, 40, İstanbul</p>
<p><em>Yaprak <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Cetinkaya" target="_blank">Çetinkaya</a></em></p>
<p><em><a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Formsante" target="_blank">Formsante</a> Dergisi Temmuz 2011 Sayısı</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/ofis-sagligi-mesleginiz-omrunuzu-mu-etkiliyor/sağlikofis-sagligi-mesleginiz-omrunuzu-mu-etkiliyor-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenler</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/saglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler/sağliksaglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/saglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler/sağliksaglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 May 2011 23:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenler nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenler nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenler tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/saglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler/sağlik-saglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-tedavisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Her yaşın ayrı bir güzelliği olsa da yaşlanmayı kimse istemez. Bunun için belki kozmetik ürünlerle belki de estetik operasyonlarla gençleşmek için paranızı harcıyorsunuz. İşte size sağlıklı bir yaşam için dikkat edilmesi gerekenler; Oysaki yaşlanmayı geciktirmek ya da sağlıklı bir şekilde yaşlanabilmek elinizde… Günlük yaşantınızda dikkat edeceğiniz birkaç basit nokta ile sağlıklı ve genç görünmeyi sağlayabilirsiniz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_image"><center><img width="100" height="100" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/bigmanset/557720110124031233730.jpg" class="bs_class" alt="Sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gerekenler"/></center></p>
<p class="bs_video">
<p class="abs">Her yaşın ayrı bir güzelliği olsa da yaşlanmayı kimse istemez. Bunun için belki kozmetik ürünlerle belki de estetik operasyonlarla gençleşmek için paranızı harcıyorsunuz. İşte size sağlıklı bir yaşam için dikkat edilmesi gerekenler;</p>
<p> 
<p>Oysaki yaşlanmayı geciktirmek ya da sağlıklı bir şekilde yaşlanabilmek elinizde… Günlük yaşantınızda dikkat edeceğiniz birkaç basit nokta ile sağlıklı ve genç görünmeyi sağlayabilirsiniz. Sağlıklı bir şekilde yaşlanmanın ilk adımına yaşam biçiminizi düzenlemekle başlayın. Prof. Dr. Birsel Kavaklı, sağlıklı bir yaşam için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Yaşlanma hızı herkeste farklıdır</span></strong></p>
<p>
<p>Yaşlanmanın hızı ve yoğunluğu kişinin yaşını gözetmeden herkeste farklı olmaktadır. Yaşlanma, insanın normal bedensel ve ruhsal işlevlerinin giderek azalması ve zarar görebilirliğinin artması olarak tanımlanmaktadır. Yaşlanmanın sonsuza dek önlenebilmesi tıbben mümkün değildir. Ancak kaliteli bir yaşam ile etkisini azaltmak ya da geciktirebilmek mümkündür.</p>
<p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Zamana karşı koyma yollarını öğrenin</span></strong></p>
<p>
<p>Genetik yatkınlık, kötü şehirleşme, sağlıksız konutlar, stres, sosyoekonomik yetersizlikler gibi kontrol edilemeyen faktörler ile sürekli karşı karşıyayız. Bu durumların kötü etkilerini yok etmek kimi zaman imkansızdır. Bu durumda tek kurtuluş yolu ise bu etkenlerle başa çıkmanın yollarını öğrenmekten geçmektedir. Elektromanyetik kirlilikten, zararlı çevre faktörlerinden korunmak, doğru beslenmek, yeterince su içmek ve egzersiz yapmak; stresle başa çıkmayı öğrenmek ve uyku düzeni sağlamak başlıca korunma yöntemleridir.</p>
<p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Neden yaşlanırız?</span></strong></p>
<p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yaşlanmayı artıran nedenleri şöyle sıralayabiliriz:</span></strong></p>
<p>
<p>• Hücrelerin oksidatif stres denen vücutta oluşan serbest oksijen radikallerice hasara uğraması ve vücudun bunu koruyan anti-oksidan sisteminin yetersizliği</p>
<p>
<p>• Kromozomlarda bulunan DNA’nın hasar görmesi</p>
<p>
<p>• Genetik miras veya genlerdeki değişiklikler</p>
<p>
<p>• Hücrede bulunan mitokondrium isimli organın hasar görmesi</p>
<p>
<p>• Vücutta bunlunan yağların hasar görmesi</p>
<p>
<p>• Proteinlerin glikozillenmesi</p>
<p>
<p>• Hormonal bozukluklar</p>
<p>
<p>• Beslenme bozuklukları</p>
<p>
<p>• Hücrede otofaji denen hücreyi tamir eden mekanizmanın bozulması</p>
<p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Beslenme yaşlanma üzerinde birincil etki sağlar</span></strong></p>
<p>
<p>Yapılan çalışmalarda görülmektedir ki; beslenme düzeni ve tarzının yaşlanma ve sağ kalım üzerinde birincil ve çok önemli rol oynadığı artık kesinleşmiştir. Kafein ve alkolden olabildiğince uzak durulmalı, su, yeşil çay, meyve çayları ve taze meyve suları tercih edilmelidir. Unutulmaması gereken bedenin yıpranmasını azaltıcı etkisi olduğuna inandığımız bazı eser elementlerin ve antioksidanların öncelikle gıdalardan(günde en az 4-5 porsiyon taze sebze meyve) alınmaya çalışılması, yetersiz kalınan durumlardan bir uzman tarafından düzenlenen destek tedavilerine başvurulması gereğidir.</p>
<p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">İlaçlardan ek destek alabilirsiniz</span></strong></p>
<p>
<p>İlaç etkileşimleri veya cinsiyetlere göre ayrım gösterilmesi gereken durumlar söz konusu olabileceğinden hekiminiz tarafından tavsiye edildiği takdirde bir bölümü kombinasyon halde olan ürünler kullanılabilir. Doktor kontrolünde</p>
<p>
<p>• Alfa lipoik asit</p>
<p>
<p>• Vitamin C ve E</p>
<p>
<p>• Koenzim Q10, Selenyum,</p>
<p>
<p>• Kalsiyum, magnezyum, Çinko</p>
<p>
<p>• Karotenoid ve flavanoidler (meyve sebze ve baklagillerde bulunan doğal renk verici maddeler)</p>
<p>
<p>• Yeşil çay ve üzüm çekirdeği ekstresi</p>
<p>
<p>• DHEA ve glutatyon kullanılabilir.</p>
<p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Kas kalitenizi artırmak için spor ve egzersiz yapın</span></strong></p>
<p>
<p>Sportif aktivite kas kütlesinin azalmasını engellemek, kemik yapıyı uyarmak ve kalp damar sağlığını korumak bazında en büyük önemi taşır. Dikkat edilmesi gereken egzersiz süresi ve yoğunluğudur. Sağlıklı yaşamın son gelişmeleri ışığında egzersiz süresinin hiçbir zaman 60 dakika üzerinde olmaması, 30 dakikanın aerobik aktiviteye yönelik (koşu, bisiklet, kürek, cross trainer, step, dans) egzersizlerden oluşması, diğer 30 dk. bölümün karın ve bütün vücut adalelerinin çalışmasına yönelik hazırlanan bir ağırlık programı ile geçirilmesi gereğidir.</p>
<p>
<p>Özellikle altını çizmek isteriz ki 60 dakika üzerindeki sportif aktiviteler ile istenen sonuçlara ulaşmak mümkün değildir. Diğer önemli konu da spordan önce ve sonra mutlaka esneme hareketlerinin yapılmasıdır, ancak böylece kas kalitenizi arttırabilirsiniz.</p>
<p><strong>Haber 7</strong></p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/saglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler/sağliksaglikli-yasam-icin-dikkat-edilmesi-gerekenler-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar neden uzun yaşıyor?</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/kadinlar-neden-uzun-yasiyor/sağlikkadinlar-neden-uzun-yasiyor-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/kadinlar-neden-uzun-yasiyor/sağlikkadinlar-neden-uzun-yasiyor-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 23:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bastırılmış duygular]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal stres]]></category>
		<category><![CDATA[görmezden gelme eğilimi]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[intihar etme olasılığı]]></category>
		<category><![CDATA[intihar etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ölümcül hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[silah merakı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[toksik testosteron]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömürlü kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ömürlü olmak]]></category>
		<category><![CDATA[uzun yaşama sırları]]></category>
		<category><![CDATA[uzun yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/kadinlar-neden-uzun-yasiyor/sağlik-kadinlar-neden-uzun-yasiyor-tedavisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Her yıl doğan erkek çocuk sayısı kız çocuklara kıyasla fazla olsa da, 110 yaş ve üzeri 72 insandan 68′i kadın. Peki, uzun ömürlü insanların neden kadınlar arasından çıktığını biliyor musunuz? İşte kadınların uzun ömürlü olmalarının nedenleri… Tehlikeli yıllar 20-24 yaşları arasında erkek ve kadın ölüm oranları arasındaki fark en uç noktaya ulaşıyor. Bu süre zarfında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Her yıl doğan erkek çocuk sayısı kız çocuklara kıyasla fazla olsa da, 110 yaş ve üzeri 72 insandan 68′i kadın. Peki, uzun ömürlü insanların neden kadınlar arasından çıktığını biliyor musunuz? İşte kadınların uzun ömürlü olmalarının nedenleri…</p>
<p>Tehlikeli yıllar<br />
20-24 yaşları arasında erkek ve kadın ölüm oranları arasındaki fark en uç noktaya ulaşıyor. Bu süre zarfında erkeklerin öldürülmesi olasılığı kadınlarınkinin 6 katı. Trafik kazası haricinde bir kaza sonucunda hayatlarını yitirme olasılığıysa kadınlarınkinin 5 misli.<br />
Toksik testosteron<br />
Bu hormon, kötü kolestrol (LDL) seviyesini arttırırken, iyi huylu kolestrolün (HDL) seviyesini düşürüyor. Ostrojen ise tam tersini yapıyor.<br />
Silah merakı</p>
<p>Erkeklerin ateşli silahlardan dolayı (cinayet, intihar veya kaza) hayatlarını kaybetme olasılığı kadınlarınkinin 5 katı.<br />
Ölümcül hastalık<br />
Kanser ve kalp hastalığı gibi ölümcül sağlık sorunları erkeklerde yaygın. Kadınların ise daha çok eklem iltihabı, osteoporoz ve otoimmün bozuklukları gibi ölümcül olmayan kronik sağlık sorunlarıyla yaşama riskleri daha yüksek.<br />
Bastırılmış duygu<br />
Erkeklerde depresyon ve duygusal stresin belirtilerini görmezden gelme eğilimi, 75 -79 yaş aralığında erkeklerin intihar etme olasılığının kadınlarınkinin 9 katı olmasının nedeni olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/kadinlar-neden-uzun-yasiyor/sağlikkadinlar-neden-uzun-yasiyor-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orgazm süresini uzatmak elinizde</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/orgazm-suresini-uzatmak-elinizde/sağlikorgazm-suresini-uzatmak-elinizde-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/orgazm-suresini-uzatmak-elinizde/sağlikorgazm-suresini-uzatmak-elinizde-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 23:33:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm süresi]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm süresini uzatmak]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sevişmek]]></category>
		<category><![CDATA[tatmin olmak]]></category>
		<category><![CDATA[uzun cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[uzun ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süreli orgazm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/orgazm-suresini-uzatmak-elinizde/sağlik-orgazm-suresini-uzatmak-elinizde-tedavisi.html</guid>
		<description><![CDATA[Konunun uzmanlarına göre 60 dakika boyunca sürekli orgazm olmak imkânsız ancak birbirinizi uzun süre tahrik etmeniz ve seksten aldığınız zevki artırmanız mümkün. Nasıl mı? İşte ayrıntılar… Orgazm olmak üzereyken neler yaşadığınızı bir düşünün; tüm kaslarınız sertleşir, nefes alış verişleriniz hızlanır. Orgazm anında ise büyük bir rahatlama hissedersiniz. İşin uzmanlarına göre, vücudumuz kasıldığında damarlar daralır ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Konunun uzmanlarına göre 60 dakika boyunca sürekli orgazm olmak imkânsız ancak birbirinizi uzun süre tahrik etmeniz ve seksten aldığınız zevki artırmanız mümkün. Nasıl mı? İşte ayrıntılar…</p>
<p>Orgazm olmak üzereyken neler yaşadığınızı bir düşünün; tüm kaslarınız sertleşir, nefes alış verişleriniz hızlanır. Orgazm anında ise büyük bir rahatlama hissedersiniz.<br />
İşin uzmanlarına göre, vücudumuz kasıldığında damarlar daralır ve vücutta dolaşan oksijen ve kan miktarı azalır. Bu da orgazmın olabileceğinden daha kısa sürmesine yol açar. Bu sebeple bir saat boyunca orgazm olmak hayal değil.<br />
Uzmanların önerdiği teorinin ana fikri rahatlama esasına dayanıyor. Tümüyle rahat olduğunuzdan ve günün stresini arkanızda bıraktığınızdan eminseniz partnerinizin dokunuşlarına teslim olabilirsiniz. Ancak dokunuş aşamasının belli bir noktasında durmanız ve orgazmı ertelemeniz gerekiyor. Uzmanlar bu aşamayı “hiper tahrik evresi” olarak tanımlıyor.<br />
İşte uzun orgazma ulaşmada deneyebileceğiniz birkaç öneri..</p>
<p>Aldığınız zevki artırmak için yapmanız gereken ilk şey birbirinizi özenli bir şekilde uyarmak. Heyecan doruk noktasına ulaştığında leğen kaslarınız orgazm otomatik olarak kasılır. Bu noktada durmalı, sonra tansiyonu yeniden yükseltmek için harekete geçmelisiniz. Bu ritm değişikliğinin aldığınız zevki kat kat artırdığını göreceksiniz.<br />
Seksin sonuna odaklanmak yerine, erojen bölgeleri hedefleyin. Seks sırasında partnerinizin kalçalarının iç kısmını okşayın ve vücudunuzla ona dokunun. Ayrıca onu dudaklarından kalça kısmına kadar öpün. İşte şimdi sıra onda. Dokunuşlar sırasında birbirinizi konuşarak veya ellerinizle yönlendirmeyi ihmal etmeyin.<br />
Seks sırasında ritminizi değiştirerek, orgazma giden yolda daha uzun zaman geçirebilirsiniz. Ayrıca ona derin ve yavaş hareketlerle hızlı darbeleri birbirine karıştırmasını söyleyin.<br />
Komşuları uyandırmaktan bahsetmiyoruz ama neler hissettiğinizi partnerinize yansıtmanın en pratik yolu çıkardığınız sesler. Bu şekilde orgazma yaklaştığınızı ona gösterebilirsiniz. Eğer yatakta sürekli olarak aynı sırayla, aynı şeyleri uyguluyorsanız yeni yöntemler deneyebilirsiniz.<br />
Kısacası seks ve orgazm konusunda pek çok farklı görüş ve öneri var. Kendi mutluluğunuzu oluşturmak için, öncelikle hangi seçeneklerin size uygun olduğunu birlikte bulmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/orgazm-suresini-uzatmak-elinizde/sağlikorgazm-suresini-uzatmak-elinizde-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

