<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cinsel Saglik &#187; Çocuk Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://www.bizdoktoruz.com/category/cocuk-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bizdoktoruz.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Sep 2011 20:22:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Melamin nedir, neden süte katıldı?</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/melamin-nedir-neden-sute-katildi/sağlikmelamin-nedir-neden-sute-katildi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/melamin-nedir-neden-sute-katildi/sağlikmelamin-nedir-neden-sute-katildi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 10:33:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[melamin]]></category>
		<category><![CDATA[melamin nedir]]></category>
		<category><![CDATA[süt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3309</guid>
		<description><![CDATA[Melamin nedir, neden süte katıldı? Çin’de en az 6 çocuğun öldüğü, yaklaşık 300 bininin hastalandığı zehirli gıda skandalında 1 kişi idam, 1 kişi tecilli idam, 1 kişi ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tecilli idama mahkum olan sanığın cezası bir süre sonra ömür boyu hapse çevrilebilecek. ANKARA &#8211; Bu cezaların, melaminli süt skandalının ilk mahkumiyetleri olduğu, daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong>Melamin nedir, neden süte katıldı?</strong></div>
<div><strong>Çin’de en az 6 çocuğun öldüğü, yaklaşık 300 bininin hastalandığı zehirli gıda skandalında 1 kişi idam, 1 kişi tecilli idam, 1 kişi ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tecilli idama mahkum olan sanığın cezası bir süre sonra ömür boyu hapse çevrilebilecek.</strong></div>
<div>ANKARA &#8211; Bu cezaların, melaminli süt skandalının ilk mahkumiyetleri olduğu, daha onlarca mahkumiyet kararının gelebileceği belirtiliyor. Ayrıca maddi tazminat davaları da sürüyor. Peki, gıda maddelerinde kesinlikle kullanılması yasak olan melamin nedir? <img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/i/blank.gif" alt="" height="15" /></div>
<p>Melamin, bir Alman bilim adamı tarafından 1830’lu yıllarda ayrıştırılan, beyaz toz halinde bulunan, zamk ve plastik yapımında kullanılan kimyasal bir maddedir.</p>
<p><strong>Bu kimyasal süt veya süt tozuna neden eklenir? </strong><br />
Uygun özellikleri taşımayan veya çok fazla su katılmış süt, melamin eklendiğinde, protein düzeyi ölçümlerinde sınavı geçiyor. Yani aslında protein düzeyi düşük olmasına rağmen sanki yüksekmiş gibi görülüyor. Çünkü protein düzeyi, sütün azot seviyesiyle ölçülüyor ve melamin azot yönünden zengin bir kimyasal.</p>
<p><strong>Melaminin katıldığı zehirli sütten kimler etkilendi?</strong><br />
Çin’de en az 6 çocuk bu yüzden öldü, yaklaşık 300 bin çocuk hastalandı. Hastalananların yüzde 80’den fazlası 2 yaşın altındaydı. En savunmasız olanlar, sadece sütle beslenen küçük bebeklerdi.</p>
<p><strong>Kimler süte melamin kattı?</strong><br />
Bu işin sorumluları arasında, sütü çiftliklerden mandıra şirketlerine ulaştıran aracıların bulunduğu belirtiliyor. Bugün mahkum olanlar, piyasada ucuz süt tozu ile tanınan Sanlu firmasının üst düzey yetkilileriydi. 22 Çin firmasının melaminli süt ürünleri sattığı ifade ediliyor.</p>
<p><strong>Melaminli süt ürünlerini hangi ülkeler aldı?</strong><br />
Çoğunluğu Asya ve Afrika ülkeleri olmak üzere 20’den fazla ülke ve bölge, bu ürünlerden aldı; Bangladeş, Butan, İngiltere, Brunei, Burundi, Kanada, Çin, Fransa, Gabon, Gana, Hong Kong, Hindistan, Japonya, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Güney Kore, Tayvan, Tanzanya, Togo, Vietnam ve Yemen. Skandalın patlak vermesiyle bu ülke ve bölgeler, ürünleri toplattı ve satışını yasakladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/melamin-nedir-neden-sute-katildi/sağlikmelamin-nedir-neden-sute-katildi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklara günde en çok bir bardak bitki çayı içirin</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/cocuklara-gunde-en-cok-bir-bardak-bitki-cayi-icirin/sağlikcocuklara-gunde-en-cok-bir-bardak-bitki-cayi-icirin-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/cocuklara-gunde-en-cok-bir-bardak-bitki-cayi-icirin/sağlikcocuklara-gunde-en-cok-bir-bardak-bitki-cayi-icirin-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 13:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çayı]]></category>
		<category><![CDATA[bitki çayı içmek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3279</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklara en fazla bir bardak bitki çayı içirin Mevsim nedeniyle özellikle çocuklarda en çok kaşıntılı solunum yolu hastalıkları ve öksürük şikayetleri görüldüğü belirtilerek, bu hastalıklara karşı bitki çayları kullanımında dikkatli olunması istendi. KONYA &#8211; Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesinde görevli uzman doktor Mehmet Gürel, hastaneye gelen çocukların önemli bölümünün kaşıntılı solunum yolu hastalıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="çocuklara bitki çayı" src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/300474.jpg" alt="" width="300" height="293" /></p>
<div><strong>Çocuklara en fazla bir bardak bitki çayı içirin</strong></div>
<div><strong>Mevsim nedeniyle özellikle çocuklarda en çok kaşıntılı solunum yolu hastalıkları ve öksürük şikayetleri görüldüğü belirtilerek, bu hastalıklara karşı bitki çayları kullanımında dikkatli olunması istendi.</strong></div>
<p>KONYA &#8211; Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesinde görevli uzman doktor Mehmet Gürel, hastaneye gelen çocukların önemli bölümünün kaşıntılı solunum yolu hastalıkları ve öksürükten şikayet ettiğini ifade ederek, soğuk nedeniyle alışveriş merkezi gibi kapalı yerlerin tercih edilmesinin virüs kaynaklı grip ve öksürük gibi hastalıkların yayılmasına yol açtığını, bundan da en fazla çocukların etkilendiğini söyledi. <img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/i/blank.gif" alt="" height="15" /></p>
<p>Önlem alınmaması durumunda virüsün diğer organlara yayılabileceğini ve daha ciddi hastalıklara yol açabileceğini vurgulayan Gürel, “Birçok aile, çocuğu öksürünce aktarlara gidiyor. Ancak tedavinin yeri aktarlar değil hastanelerdir. Öksürük kesinlikle basite alınmamalı, hemen tedavi edilmelidir. Hastalığın tam teşhisi konulmadan uygulanan tedavi yöntemleri olumsuz sonuçlar doğurabilir” dedi.</p>
<p>Bu arada Konya’da aktarlar bu dönemde en fazla öksürük kesici bitkileri satıyor. Aktarlarda, öksürüğe karşı macun ve özel karışımlı çaylar, ıhlamur, adaçayı, zencefil ile gribe karşı tarçın, hatmi çiçeği, kuşburnu ve papatya gibi bitkiler büyük talep görüyor.</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> HİÇBİR BİTKİ MASUM DEĞİL</strong></span><br />
Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, mürve çiçeği, melisa, ada çayı, nane, ıhlamur ve zencefil gibi bitkilerin öksürüğe iyi geldiğini, balgam söktürücü özelliğinin bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Özellikle dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılan ve Türkiye’de yeni tanınmaya başlayan ekinezyanın vücut direncini artırdığını, enfeksiyona karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirdiğini belirten Kan, ancak hastalığın teşhisi konulmadan bu bitkilerin gelişigüzel kullanılmasının yanlış olduğunu bildirdi.</p>
<p>Kan, özellikle çocuklara hastalandıklarında bitki çayı içirilme konusunda daha hassas olunmasını isteyerek, “Hiçbir bitki masum değildir. Çocuklara günde bir su bardağından fazla bitki çayı içirilmemelidir. Nasıl ilacı doğru kullanıyorsak, doktorun önerisi dışına çıkmıyorsak bitkilere de aynı dikkati göstermeliyiz. Fazla kullanılan bitki çaylarının yan etkisi olabilir” dedi.</p>
<p>Kan, doğru kullanılması durumunda bitkilerin tedaviye yardımcı olabileceğini, hastalıklarda mutlaka bir doktora muayene olunması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/cocuklara-gunde-en-cok-bir-bardak-bitki-cayi-icirin/sağlikcocuklara-gunde-en-cok-bir-bardak-bitki-cayi-icirin-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek: isilik mi alerji mi ?</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/bebek-isilik-mi-alerji-mi/sağlikbebek-isilik-mi-alerji-mi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/bebek-isilik-mi-alerji-mi/sağlikbebek-isilik-mi-alerji-mi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 09:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[isilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3244</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerde doğdukları ilk aylarda, özellikle yaz aylarında artan sıcaklarla birlikte görülen ciltte kabarıklık ve kızarıklık sıklıkla isilik olarak değerlendirilir. Genellikle üzerinde fazla durulmaz aslında kaşıntının ve cilt kuruluğunun eşlik ettiği bu döküntüler ileride gelişebilecek daha ciddi alerjik hastalıkların habercisi olabilecek alerjik egzama döküntüsü olabilir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerjisi Uzmanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="isilik mi alerji mi" src="http://www.hurriyetaile.com/userfiles/images/6282_420x315.jpg" alt="" width="420" height="314" /></p>
<p><strong>Bebeklerde doğdukları ilk aylarda, özellikle yaz aylarında artan sıcaklarla birlikte görülen ciltte kabarıklık ve kızarıklık sıklıkla isilik olarak değerlendirilir. Genellikle üzerinde fazla durulmaz aslında kaşıntının ve cilt kuruluğunun eşlik ettiği bu döküntüler ileride gelişebilecek daha ciddi alerjik hastalıkların habercisi olabilecek alerjik egzama döküntüsü olabilir. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiyi Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu anlattı.</strong></p>
<p>Genellikle yanaklarda kuruluk ve döküntüyle başlayan alerjik egzama, diğer adıyla atopik dermatit döküntüsü terlemenin arttığı yaz aylarında sıklıkla boyun ve gövdeye yayılır. Kuruyan cilt bebekte kaşıntıya neden olur. Henüz kendi başına aşınmayı beceremeyen bebek bu durum nedeniyle sıkıntıya girer. Sıkıntı alerjik egzamayı artırıp, kaşıntının daha da rahatsız edici olmasına yol açar.</p>
<p><strong>Alerjik Egzamaya Yol Açan Etkenler</strong></p>
<p>Bebeklerde alerjik egzama yani atopik dermatite yol açan en önemli etken inek sütü ve yumurta alerjisidir. İnek sütü alerjisi ileride gelişebilecek ve astıma yol açabilecek birçok alerjinin öncüsü niteliğindedir. Alerjik egzaması olan bebeklerin yaklaşık yarısında ileride astım geliştiği bilinmektedir. Bu nedenle isilik olduğu düşünülen veya atopik (alerjik) egzama tanısı almış bebeklerin astım olmamaları için önlem alınması çok önemlidir.</p>
<p><strong>Yapılması Gerekenler</strong></p>
<p>- Her gün ılık bir banyo ve ardından cilt kuruluğunu giderecek bir nemlendirici bebeğin cildi için en değerli ilaçtır. Bunun dışında banyo sırasında sabun ve lif kullanılmaması cildin tahriş edilmemesini ve kurumamasını sağlamak açısından önemlidir.</p>
<p>- Atopik yani alerjik cilt tahriş olursa kaşıntı yapan alerjik maddeler ciltte daha çok salınır ve problem artar. Deniz ve güneşin alerjik ciltlere iyi geldiği gözlenir. Tam tersine havuz ve içindeki kimyasallar cildi tahriş edici özelliktedir. Bu nedenle yaz aylarında deniz ağırlıklı tatiller tercih edilmelidir.</p>
<p>- Tüm önlemlere rağmen döküntü ve kaşıntının çok arttığı zamanlar olabilir. Böyle durumlarda sakinleştirici etkisi de olan alerji ilaçları ağızdan uygulanabilir. Aynı zamanda cildi sakinleştirici kortizon bazlı kremler doktor kontrolünde kısa süreli kullanılabilir.</p>
<p><strong>Alerjen Ev Tozlarına Dikkat!</strong></p>
<p>Atopik dermatit yani alerjik egzama yaşla beraber azalarak genellikle 3 yaş civarı kaybolur. Ancak bir kısım çocukta yerini solunum yolu alerjilerine bırakır. Astım ve alerjik nezle şeklinde kendini belli eden bu hastalıklar genellikle okula ve yuvaya ilk kez başlayan çocuklarda hırıltılı ve uzun süren üst solunum yolu enfeksiyonları şeklinde kendini gösterir. Ülkemizde bu tip solunum yolu problemlerine yol açan en önemli alerjen ev tozu akarlarıdır. Bu açıdan alerjik egzaması olan çocukların ileride astım olmaması için ev tozundan korunması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/bebek-isilik-mi-alerji-mi/sağlikbebek-isilik-mi-alerji-mi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum : Bebek için ilk 1000 gün çok önemli</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/dogum-bebek-icin-ilk-1000-gun-cok-onemli/sağlikdogum-bebek-icin-ilk-1000-gun-cok-onemli-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/dogum-bebek-icin-ilk-1000-gun-cok-onemli/sağlikdogum-bebek-icin-ilk-1000-gun-cok-onemli-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 09:02:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne ve Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞUM]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=3237</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar süren bir araştırmaya göre, bir bebeğin yaşadığı ilk 1000 gün, onun ileride şeker hastası olup olmayacağını, kalp krizi geçirme ihtimalini, hatta kilosunu bile belirliyor. Daily Mail&#8217;de yayınlanan habere göre, söz konusu teori, Prof. David Barker ile Southampton Üniversitesi&#8217;nden meslektaşları tarafından yıllarca süren araştırmayla geliştirildi. Barker ile ekibi, bir çocuğun gelişiminde bir dizi kritik aşama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="ilk bin gün" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/1182/14171182.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<h2>Yıllar süren bir araştırmaya göre, bir bebeğin yaşadığı ilk 1000 gün, onun ileride şeker hastası olup olmayacağını, kalp krizi geçirme ihtimalini, hatta kilosunu bile belirliyor.</h2>
<div><img src="http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif" alt="" width="578" height="10" /></div>
<p>Daily Mail&#8217;de yayınlanan habere göre, söz konusu teori, Prof. David Barker ile Southampton Üniversitesi&#8217;nden meslektaşları tarafından yıllarca süren araştırmayla geliştirildi.</p>
<p>Barker ile ekibi, bir çocuğun gelişiminde bir dizi kritik aşama olduğunu, her bir aşamada durumun iyi olmaması halinde daha sonra sorunların ortaya çıkabileceğini düşünüyor.</p>
<p>Bu sorunlar, daha bebek anne karnındayken belirleniyor. Annenin yetersiz beslenmesi karnındaki çocuğun kilosunu ve plesentayı etkiliyor, gebeyken sigara içmek, alkol ve uyuşturucu kullanmak veya strese girmek de bebeğin ilerideki sağlığı üzerinde önemli etki yapıyor.</p>
<p>Prof. Parker, bir kişinin sağlık sorunlarının birçoğunun ana rahmindeki zayıf gelişime dayanabildiğini düşünüyor. Parker&#8217;a göre, bir bebeğin doğumdaki kilosu ne kadar düşükse, yaşamının daha sonraki evrelerinde kalp krizi geçirme olasılığı o kadar yüksek. Ana rahminde gıdanın yetersiz olduğu durumda, bu yetersiz besin kaynağının gelişmekte olan beyine aktarıldığı, bunun da kalbi zayıf bıraktığı düşünülüyor.</p>
<p><strong>DİYABETİN TOHUMLARI ANNE KARNINDA MI ATILIYOR?</strong></p>
<p>İnsülini yapan pankreas hücreleri rahimdeyken geliştiği için, şeker hastalığının tohumlarının da ana rahminde atılıyor olabileceği belirtiliyor. Bu çerçevede anne adaylarının yapabileceklerinin bazıları ise şöyle sıralanıyor:</p>
<p>&#8221;Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında alkol almamak, hem anne hem de baba adayının sigara içmemesi, gebe kalmadan önce ideal kiloya ulaşmak, stresten uzak durmak, iyi beslenmek ancak iki kişilik yememek.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/dogum-bebek-icin-ilk-1000-gun-cok-onemli/sağlikdogum-bebek-icin-ilk-1000-gun-cok-onemli-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Hayvan Sevgisi</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/cocuk-ve-hayvan-sevgisi/sağlikcocuk-ve-hayvan-sevgisi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/cocuk-ve-hayvan-sevgisi/sağlikcocuk-ve-hayvan-sevgisi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:55:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=2796</guid>
		<description><![CDATA[Hazırlayan:Doç. Dr. Şahnur Şener Gazi Üniv. Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı   Yeryüzünde sadece insanlar yaşamıyor, onlar, birçok canlı türü içinde sadece biri. Bu canlı türleri de varoluş nedeni ve halihazırdaki işlevleri ile, birbirini tamamlayarak, bir döngü biçiminde karşılıklı etkileşerek gerek ekolojik, gerek biyolojik ve gerekse insanlar için geçerli olan ruhsal boyutlarda yaşamlarını anlamlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Hazırlayan:Doç. Dr. Şahnur Şener</span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Gazi Üniv. Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı </span></span></span> <br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Yeryüzünde sadece insanlar yaşamıyor, onlar, birçok canlı türü içinde sadece biri. Bu canlı türleri de varoluş nedeni ve halihazırdaki işlevleri ile, birbirini tamamlayarak, bir döngü biçiminde karşılıklı etkileşerek gerek ekolojik, gerek biyolojik ve gerekse insanlar için geçerli olan ruhsal boyutlarda yaşamlarını anlamlı kılmaktadırlar. Doğanın gereğide budur. Birisindeki eksikliğin bu döngüyü olumsuz yönde etkileyerek diğerlerinin varoluşlarının veya işlevlerinin aksamasına neden olduğu bilinmekte ve &#8220;Çevrecilik&#8221; akımları tarafından çok açık bir biçimde vurgulanmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>insan gelişiminde de hayvanların, bitkilerin özellikle de evcil hayvanların katkısı sanıldığından daha çoktur.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimi bir bütünlük içinde ve birbirini az yada çok etkileyerek tamamlanır. Çocuk önce kendini ve kendi dışındaki dünyayı beş duyusu ile algılar, algıladıklarını da taklit ederek, onlarla karşılıklı ilişkiye girerek öğrenir. Özellikle de bu karşılıklı ilişkinin kiminle? nasıl? ne sıklıkla? olduğu onun zihinsel, ruhsal, sosyal gelişimini yakından etkiler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Muhakkak ki bu ilişkideki önemli kişiler önce annesi ve diğer aile bireyleri, daha sonraları da yakın ve uzak çevresindeki insanlardır. Hayvan ve bitkiler de gerek canlı, gerekse cansız (oyuncak) halleri ile çocuğun dünyasına bebeklikten itibaren girerler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Özel bir bebek veya oyuncak ayıcık çocuğun annesinden sonra en yakın arkadaşı olabilir. Bu oyuncak ayıcık veya bebek onun sırlarını paylaşır, kızgınlığına katlanır, huzursuzluğunu giderir. Evcil hayvanlarda aynen bu oyuncaklar gibi çocuğun yaşamında etkili olabilirler. Çocuk bir evcil hayvan ile insanlarla nasıl sosyalleşileceğinin provalarını yapabilir, mutluluğunu veya mutsuzluğunu paylaşabilir, öfkesini ona bağırarak giderebilir. Ona bakarak birine birşeyler vermenin, yardım etmenin zevkini tadabilir, onu sahiplenerek bağlılık duygusunun farkına varabilir. Yine çocuk evcil hayvana bir şeyler öğreterek, kendi bir şeyler öğrenir, korkularını onun üzerinde deneyerek yenebilir ve de insan ilişkisinin temelini oluşturan sevmeyi, vermeyi, korumayı bağımsız bir kişi olmayı öğrenir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Doğaldır ki; bu sayılan ruhsal ve sosyal süreçler sadece hayvanların yardımıyla yapılabilir anlamına gelmez, ancak bir yerde bir süre için çocuğun hayatına katkıda bulunabilir. Özellikle de çocuğun herhangi bir nedenle yoksunluk yaşadığı durum ve zamanlarda bu katkısı daha da artacaktır. Örneğin: Sevdiği birini kaybettiğinde, ev okul değişikliklerinde ana-babanın ayrılıklarında çocuk için bu evcil hayvan &#8220;bir yerine koyma&#8221;, paylaşma işlevi görebilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Kuşkusuz ki bütün bunların yanı sıra çocuk yaşadığı dünyayı doğasıyla, bitkisiyle, hayvanları ile bir bütün olarak algılayacak ve kabullenecek bu da onun hem birey olarak daha mutlu olmasına, hem de sosyal bir varlık olarak daha saygılı, daha verici olmasına yardımcı olacaktır.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/cocuk-ve-hayvan-sevgisi/sağlikcocuk-ve-hayvan-sevgisi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doktor, Çocuğum Cok Yaramaz!&#8230;</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/doktor-cocugum-cok-yaramaz/sağlikdoktor-cocugum-cok-yaramaz-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/doktor-cocugum-cok-yaramaz/sağlikdoktor-cocugum-cok-yaramaz-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:52:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=2793</guid>
		<description><![CDATA[Hazırlayan: Doç. Dr. Sadi Akşit Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Anabilim Dalı Çocuk eğitiminde cezanın yeri İyi davranışların takdir edilmesi Çocuğa değişik seçenekler sunmak Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek İleriye dönük plan yapmak Olumlu davranışını takdir etmek 1. Doğal sonuçlar 2. Mantıklı sonuçlar 3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak 4. Belli bir süre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Hazırlayan: Doç. Dr. Sadi Akşit</span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Anabilim Dalı</span></span></span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#1">Çocuk eğitiminde cezanın yeri</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#2">İyi davranışların takdir edilmesi</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#3">Çocuğa değişik seçenekler sunmak</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#4">Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#5">İleriye dönük plan yapmak</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#6">Olumlu davranışını takdir etmek</a></span></span></span>
<ul>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#7">1. Doğal sonuçlar</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#8">2. Mantıklı sonuçlar</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#9">3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#10">4. Belli bir süre bir yerde bekleme cezası</a></span></span></span></li>
</ul>
</li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#11">Etkili bir eğitim için bazı öneriler</a></span></span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#12">Çocuk eğitiminde tokatın yeri var mı?</a></span></span></span></li>
</ul>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#12"></a></span></span></span></strong><strong><span style="font-family: Tahoma;"></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğa hangi davranışlarının iyi, hangi davranışları yapmaması gerektiğini öğretmek ebeveynlerin görevidir. Bunların çocuğa öğretilmesi aslında sanıldığı kadar zor değildir, ancak biraz sabır gerektirir. Özellikle küçük çocukların öğrenmesi zaman aldığından, hatalı bir davranışı değiştirmek genellikle birkaç haftalık bir çalışmayı gerektirir. Bunun için acele edip hemen ümitsizliğe kapılmamalıdır.</span></span></p>
<p><a name="1"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Çocuk eğitiminde cezanın yeri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Terbiye etmek denilince pek çok kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. &#8220;Dayak cennetten çıkmadır&#8221; ya da &#8221; Kızını dövmeyen dizini döver&#8221; gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde yer etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok farklı kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de yer aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen bir sonuçtur. &#8220;Terbiye etmek&#8221; bizim geleneklerimizde genellikle cezayı çağrıştırdığından, &#8220;eğitmek&#8221; kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. Hatalı davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine değer verildiğini gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha fazla dinlemeye gayret edecektir.</span></span></p>
<p><a name="2"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>İyi davranışların takdir edilmesi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun ilerideki davranışlarının temeli daha doğumdan itibaren biçimlenmeye başlar. Örneğin, bebek altını kirlettiği ya da acıktığı zaman ağlayarak isteklerini belirtir. Anne hemen onun yanına gidip isteğini karşıladığında, bebek annesinin yanında olduğunu bilerek ona güven duyar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Bebek iki aylık olduğu zaman, kendi kendine uykuya dalmasına izin verilmelidir. Bu aydan itibaren, bebeğin uyku, beslenme ve oyun zamanları aileye uyum sağlayacak biçimde belirli bir düzene konulmaya çalışılmalıdır. Bebek emeklemeye ve yürümeye başladıktan sonra gereken güvenlik önlemleri alınmalı, onun için tehlikeli olabilecek cisimler ortalıkta bırakılmamalıdır. Çocuk için tehlikeli olmayacak eşyalar ise, merakını gidermesi açısından onun ulaşabileceği yerlere konulmalıdır. Örneğin, ağır tencere ve çaydanlık gibi çocuğun yaralanmasına neden olabilecek eşyalar dolapta kilitli tutulurken, daha hafif olan tabaklar ve plastik eşyaların konulduğu dolaplar açık tutulabilir. Çocuğun hareketlenmeye başladığı bu dönem, ona en fazla dikkat gösterilmesi gereken dönemdir. Örneğin, bebek soba ya da elektrik ocağı gibi sıcak bir eşyaya yaklaştığında, &#8220;hayır, sıcak!&#8221; gibi ifadelerle oradan uzaklaştırılmaya çalışılmalı ve oynaması için eline bir oyuncak verilmelidir. Başlangıçta bebek bunun bir oyun olduğunu zannedip gülse bile, birkaç hafta sonra onun zararlı bir şey olduğunu öğrenecektir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuk 18 aylık olduğunda çocuğun kontrol edilmesi biraz daha zorlaşır. Bu yaşlarda çocuk kendi gücünün sınırlarını öğrenmek ister. Bu dönemde, anne, baba birlikte, onun hangi davranışlarına izin verip hangilerine vermeyeceklerini kararlaştırmalıdırlar. Böylece çocuk da bir ikileme düşmemiş olur. Ebeveynin nasıl davranması gerektiği konusunda aşağıda bazı ipuçları verilmiştir:</span></span></p>
<p><a name="3"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>a. Çocuğa değişik seçenekler sunmak</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Belirli sınırlamalar getirirken, aynı zamanda belirli bir serbestlik de tanınmış olur. Örneğin &#8220;Oyuncaklarını kendin mi toplamak istersin, yoksa sana yardım edeyim mi?&#8221; denilebilir.</span></span></p>
<p><a name="4"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>b. Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer çocuktan istenen davranış ilginç bir hale getirilirse çocuk bundan zevk alacaktır. Örneğin, ona &#8220;Hadi bakalım yarış yapalım, hangimiz daha çabuk elbisesini giyecek?&#8221; denilebilir.</span></span></p>
<p><a name="5"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>c. İleriye dönük plan yapmak</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuk hep aynı olumsuz davranışları yineliyorsa, örneğin, bakkala gidildiği zaman sürekli bir şeyler istiyor, tatsızlık çıkarıyorsa, başka bir zamanda bunun doğru olmadığı ona öğretilmelidir. Bunun için, çocuğun karnının tok olduğu bir zaman bakkala götürülerek alıştırılmaya çalışılmalıdır. Sıkılmaması için de çocuğun yanında oyuncak ya da kitap vb. götürülebilir.</span></span></p>
<p><a name="6"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>d. Olumlu davranışını takdir etmek</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuk olumlu bir davranış gösterdiğinde bu davranışı nedeniyle onurlandırılmalıdır. Bu, her zaman çocuğa hediye alınması anlamına gelmez; ona sarılıp &#8220;Bugünkü güzel davranışından dolayı çok mutlu oldum, teşekkür ederim&#8221; demek de onu çok mutlu edecek, ilerideki davranışları için yüreklendirecektir. Ama bazen işler yolunda gitmeyebilir. Eninde sonunda, çocuk anne ya da babasını dinlemediğinde, onların nasıl davranacağını, gerçekten söylediklerini yapıp yapmayacaklarını sınamak isteyecektir. Eğer çocuk ebeveynleri dinlemiyor ise, bu durumda başvurulacak bazı yöntemler vardır:</span></span></p>
<p><a name="7"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>1. Doğal sonuçlar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> Çocuk yaptığı hareketin doğal sonuçlarına katlanmasını öğrenmelidir. Ancak bu sonuçlar çocuk için herhangi bir tehlike yaratmamalıdır. Örneğin, çocuk sütünü kasıtlı olarak dökmüşse, o öğünde yeniden süt içemeyecek ya da eğer oyuncağını kırmışsa artık o oyuncakla oynayamayacaktır.Bu kendisinin yaptığı davranışların bir sonucu olduğu için de anne ya da babayı suçlamayacaktır (kendi düşen ağlamaz kuralı). Böylece çocuk sütünü bir daha dökmemesini, oyuncağı ile daha dikkatli oynamasını kısa zamanda öğrenecektir.</span></span></p>
<p><a name="8"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>2. Mantıklı sonuçlar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun doğal sonuçlarla öğrenmesi en iyisidir. Ancak bu her zaman işe yaramayabilir. Örneğin, anne çocuğa oyuncaklarını toplamasını söylemişse ve çocuk da bunu yapmıyorsa ne yapılabilir? İşte bu durumda, çocuğun hareketiyle ilgili bir sonuç yaratılabilir. Anne, eğer çocuk oyuncaklarını toplamazsa onları kaldıracağını ve akşama kadar oyuncaklarla oynayamayacağını ona söyleyebilir. Bunu söylerken annenin söylediği şeyi gerçekten yaparak ciddi olduğunu çocuğa göstermesi gerekir. Fakat bunu bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile söylemelidir.</span></span></p>
<p><a name="9"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Mantıklı bir sonuç çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa çok istediği başka bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem uygulanırken bazı noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler ısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi için kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, fakat herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde, anne ya da baba onun gönlünü almak için biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır ki işlemeyecektir.</span></span></p>
<p><a name="10"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>4. Belli bir süre bir yerde bekleme cezası</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun orada bekleme süresi kabaca her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin, 4 yaşında bir çocuk için 4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun tutulursa, çocuk neden oraya konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir biçimde tamamlarsa, sevecen bir biçimde kucaklanır ve &#8220;Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın&#8221; gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır. Bu durumu çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, genellikle 2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı öğrenecektir.</span></span></p>
<p><a name="11"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Etkili bir eğitim için bazı öneriler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun neler yapıp neler yapamayacağına karar verilmelidir. Her çocuk aynı hızda büyüme ve gelişme göstermez. Ebeveyn çocuğa bir şey söylediğinde çocuk yapmıyor ise, bu kasıtlı olabileceği gibi çocuk onu anlamadığından ya da yapamadığından da olabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Ebeveynler konuşmadan önce iyice düşünmelidir. Daha önce çocuğa herhangi bir uyarıda bulunmuş ya da bir kural koymuşlarsa ona uymaları gerekir. Bununla birlikte, çocuktan beklenen davranış ya da konulan kurallar gerçekçi olmak zorundadır. Bir diğer önemli nokta da, ebeveynin her zaman aynı biçimde davranması, bir gün farklı diğer gün farklı kurallar koymamasıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranacaklarını çabuk öğrenirler. Bunun için de zaman zaman ebeveynin koyduğu kuralları sınarlar ve onun sınırlarını öğrenmeye çalışırlar. Örneğin, bakkalda huysuzluk yapan bir çocuğu sakinleştirmek için anne ona sakız, şeker gibi şeyler alırsa, bir daha bakkala gittiğinde çocuk yine aynı biçimde davranacaktır.Bunu önlemek için ebeveyn her zaman aynı biçimde davranmalı ve kendi koyduğu kuralları çiğnememelidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuk huysuzlandığında onun duyguları da dikkate alınmalı ve onun neden öyle davrandığını anlamaya çalışmalıdır. Eğer davranışın nedeni bulunursa çözüm arkasından gelecektir. Ebeveyn onu anladığını çocuğa söylemelidir. Örneğin, &#8220;Arkadaşın gittiği için üzülüyorsun, biliyorum, ama yine de oyuncaklarını toplamalısın&#8221; gibi onu anladıklarını ifade etmek oldukça yararlı olacaktır.Anne ve babalar da yaptığı hatalardan ders almasını öğrenmelidir. Herhangi bir biçimde yanlış davrandıkları zaman önce sakinleşmeli, gerekirse çocuktan özür dilenmeli, bundan sonra nasıl davranacağını ona söylemelidir. Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. Onun için ebeveynlerin söyledikleri ile yaptıklarının tutarlı olması zorunludur. Büyükler gibi (!) çocuklar da zaman zaman bazı hatalar yaparlar. Önemli olan, bu yanlış davranışlardan yola çıkarak, doğruların ona sevecen bir biçimde öğretilmesidir.</span></span></p>
<p><a name="12"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Çocuk eğitiminde tokatın yeri var mı?</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eskiden ebeveynlerden tokat yemek çocuk terbiyesinin neredeyse ayrılmaz bir parçasıydı. Bu yüzden, şimdiki erişkinler arasında tokat yemeyen birini bulmak oldukça zordur. Günümüzde de özellikle kırsal kesimde ve büyük şehirlerin varoşlarında çocuklar hala büyüklerinden tokat yemektedir. Hatta okullarda bile zaman zaman öğretmenlerin dayağa başvurduğu bilinen bir gerçektir. Peki bu &#8220;cennetten çıkma (!)&#8221; olduğu tabir edilen dayağın çocuk eğitiminde yeri var mı? Amerikan Pediatri Akademisi tokatın çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiğini, eğer çocuğun cezalandırılması gerekiyorsa ona alternatif diğer yöntemlerin kullanılmasını önermektedir. Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur. Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar. Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır. Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir. Sürekli dövülen çocuklarda depresyon, alkol kullanımı, diğer çocuklara saldırganlık daha sık görülür, hatta erişkin olduklarında kendi eş ve çocuklarını dövme ve suç işleme oranları diğer kişilere göre daha fazla olmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Yapılan çalışmalar, dayak yiyen çocukların, erişkin olduklarında diğer kişileri –onları sevseler bile- daha çok cezalandırma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur. Onun için, hekimler olarak bizler, çocuk eğitimi konusunda ebeveynlere doğru yolu göstermeli, sağlıklı bir nesil yetiştirmek için her türlü şiddetten kaçınmaları gerektiğini onlara olabildiğince öğretmeye çalışmalıyız. Son söz olarak, Dorothy Law Nolte&#8217;un aşağıdaki satırları bu konuda söylenmesi gerekenleri çok güzel bir biçimde dile getirmiyor mu?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuk yaşadıklarından öğrenir&#8230;</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk eleştiriyle yaşarsa,kınamayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa, savaşmayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk utançla yaşarsa, suçlu hissetmeyi öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa, sabırlı olmayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk övgüyle yaşarsa, değer vermeyi öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk alayla yaşarsa, utanmayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk adil yaşarsa, adaleti öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk güvenceyle yaşarsa, inanmayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa, doğruyu öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk yüreklendirmeyle yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk arkadaşlıkla yaşarsa, dünyada sevgiyi bulmayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Eğer bir çocuk onaylamayla yaşarsa, kendinden hoşlanmayı öğrenir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Dorothy Law Nolte</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/doktor-cocugum-cok-yaramaz/sağlikdoktor-cocugum-cok-yaramaz-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Cinsel İstismarı</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/cocuk-cinsel-istismari/sağlikcocuk-cinsel-istismari-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/cocuk-cinsel-istismari/sağlikcocuk-cinsel-istismari-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Cinsel İstismarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=2791</guid>
		<description><![CDATA[Hazırlayan: Prof. Dr İ. Hamit Hancı, Ankara Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Dr. Çağlar Özdemir, Ankara Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı 1- Çocuk istismarı (çocuğa kötü muamele) nedir? Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre &#8220;Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir  yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #663366;"><span>Hazırlayan: Prof. Dr İ. Hamit Hancı, Ankara Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #663366;"><span>Dr. Çağlar Özdemir, Ankara Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı</span></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>1- Çocuk istismarı (çocuğa kötü muamele) nedir?</span></span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre &#8220;Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir  yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir (ÇKM).&#8221;</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>2- Cinsel çocuk istismarı nedir?</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun kendisinden en az 6 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır. Ensest, tecavüz, çocuğu pornografi ve fuhuş malzemesi yapmaktan; teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşmalar, cinsel ilişki ya da pornografik film seyrettirme,cinsel organları okşama, oral sekse kadar değişen eylemler cinsel istismar spektrumu içindedir.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>3- Seksüel davranışların suç olması için gerekli koşullar nelerdir?</span></span></span></strong><br />
 </p>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>15 yaşını bitirmemiş kişiye yapılması (eylemde rıza olsa da suçtur),</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Reşit olmayan kişilere yapılması,</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Reşit olan kişiye zor ve şiddet kullanarak ya da tehditle yapılması,</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Hile ile gerçekleştirilmesi (narkoz, eter koklatma gibi),</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Akıl ya da beden hastalığından muzdarip kişiye yapılması,</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>15 yaşını bitiren kızın evlenme vaadiyle kızlığının bozulması,</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Seksüel olayların açıkta olması.</span></span><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>4- Hangi yaş grubunda çocuk cinsel istismarı daha sıktır?</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30&#8242;unun 2-5, %40&#8242;ının 6-10, %30&#8242;unun 11 &#8211; 17 yaş grubunda olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle olguların %70&#8242;ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3&#8242;tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96&#8242;sı erkek, %80&#8242;i de çocuğun tanıdığı birisidir.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>5- Çocuk istismarı tanısı nasıl konulabilir? Çocuk cinsel İstismarı tanısında fizik muayenenin yeri nedir?</span></span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>* Fiziksel/genital muayene bulguları,</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>* Çocukla yapılan istismar tanı görüşmeleri,</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>* Çocukta ortaya çıkan ruhsal bulguların değerlendirilmesi sonucunda multi disipliner bir ekip tarafından tanı konulmalıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Cinsel istismara bağlı olarak küçük çocuklarda sık görülen ve istismar açısından en spesifik bulgular cinsel içerikli oyun ve davranışlardır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Genital muayene bulguları çoğunlukla normaldir ya da tanı koydurucu değildir. Genital muayene bulguları olguların ortalama %20-30&#8242;unda normal, %10-15&#8242;inde kuşkulu (fissür gibi), %40-50&#8242;sinde non spesifik (kızarıklık, ödem, sıyrık gibi) bulunmuş, ancak %15-35 (sfinkter yırtığı, perianal ekimoz, hymende kaideye inen yırtık gibi) olguda tanı koydurucu özellikte olduğu bildirilmiştir. Genital muayenenin kapsamı konusunda kuşku duyuluyorsa genel anestezi altında muayene gerekebilir. Muayene öncesinde anogenital bölgenin değişik bölgelerinden alınacak örnekler spermatozoid bulunması durumunda istismarı doğrulayacağından önemlidir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara ilişkin lezyonlar da cinsel istismar için tanı koydurucudur. Cinsel istismara maruz kalan çocukların %70&#8242;ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>6- Cinsel istismar tanı görüşmesi sırasında görüşmeci nelere dikkat etmelidir?</span></span></span></strong><strong><span style="font-family: Tahoma;"></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocuğun yaş ve gelişimine uygun (kognitif özellikler, zihinsel gelişim, sözcük haznesi) uygun sözcükler kullanılmalı, çocuğa soruları yanıtlamak için yeterince zaman tanınmalı, çocuğun duygusal tepkileri dikkatle izlenmeli ve uygun tepkilerle çocuk desteklenmelidir.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>7- Çocuklar muayene sırasında neler söylerler?</span></span></span></strong><strong><span style="font-family: Tahoma;"></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Çok küçük çocuklar bile yaşadıkları önemli olayları, aradan uzun süre geçmesine karşın doğru hatırlayabilirler. Olayın anımsanması, olayın karmaşıklığına, çocuğun katılımına, duygusal etkisine, çocuğun sözcük, bilgi düzeyine göre değişir. Kişiler ve yerden çok aktiviteleri hatırlarlar. Özellikle küçük çocuklarda zaman kavramı gelişmemiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Özellikle okul öncesi çocuklar farklı görüşmelerde farklı (tutarsız) ancak %90 oranında doğru bilgi verirler (parçalı hafıza). Görüşme öncesinde yapılan görüşme ve yönlendirmeler nedeniyle özel sorulara yanlış yanıtlar verebilirler. Açık uçlu sorulara erişkinler kadar (%94) doğru yanıt verirler.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>8- Çocuklar yaşadıklarını neden söylemezler?</span></span></span></strong><br />
 </li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Kendilerine inanılmayacağından korkarlar.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Başlarının belaya gireceğinden korkarlar.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>İstismarcının tehditlerinden korkarlar.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>İstismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir ama yaptıklarını sevmezler.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Arkadaşları tarafından dışlanabileceklerinden korkarlar.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkarlar.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Büyüklerle (otorite figürleriyle) cinsel</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>konuları konuşmaktan utanırlar, korkarlar.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Gammaz olarak adlandırılmak istemezler.</span></span></li>
<li><span style="font-family: Tahoma;"><span>Iyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmasının doğru olmadığı söylenmiştir.</span></span><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>9- Çocuklar sonunda nasıl söylerler?</span></span></span></strong><strong><span style="font-family: Tahoma;"></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>İstismarın derecesi, sıklığı artar ve çocuğu korkutursa, Cinsel istismardan korunmayla ilgili bilgi alırsa ve kendisine yapılanın doğru olmadığını fark ederse ve söylenmesi gerektiğini öğrenirse, Çocuklar sırlarını en yakın arkadaşları ile paylaşmak isteyebilirler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Kardeşleri kendisinin ilk istismar edildiği yaşa gelmişse onları korumak maksadıyla, Ergenliğe gelmişse hamilelikten korkar ya da istismarcının baskısından kurtulmak için, Çocuk güvenebileceği ve kendisi ile yakından ilgilenen bir yetişkinle karşılaştığı zaman, Fiziksel bir yakınması (üriner enfeksiyon vb.) sonrası doktora gittiğinde.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #990000;"><span>10- Cinsel istismara maruz kalan çocuklarda görülebilen bulgular nelerdir?</span></span></span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler,  Olayla ilgili kabuslar, Uykuya dalma güçlüğü (karanlık olayı çağrıştırabilir ya da kabus göreceğini düşündüğü için uyumak istemez), öfke patlamaları, konsantrasyon güçlüğü, İlkokul sonrası ve adolesanlarda flashback’ler (olay anını yaşıyormuş gibi hissetmeleri-durumu çıldırmış gibi hissettikleri şeklinde açıklarlar),</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Olayı anımsatan nesnelere karşı yoğun psikolojik sıkıntı, korku reaksiyonu, Olayı anımsatan yerler, kişiler, görüntüler ve konuşmalardan kaçınma,Yineleyici oyunlar (olay sırasında yaşadığı sıkıntıyı oyun sırasında yenerler, çünkü oyunu kendileri yönlendirebilirler).</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar, Cinsel davranışlarda artma, masturbasyon, Yaşadıkları cinsel travmayı yeniden yaşama ve tekrarlama eğilimi: cinsel oyunlar oynama, erişkinleri ayartıcı davranışlarda bulunma gibi, Cinsel kimlik bozuklukları, Cinsel işlev bozuklukları, Cinsel istismara uğrayan çocukların  %50&#8242;sinde travma sonrası stres bozukluğu görülmekte, depresyon, düşük benlik saygısı, intihar davranışları, damgalanmışlık hissi, alkol ve madde kötüye kullanımı eşlik edebilmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Borderline kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %70-80&#8242;inde, çoğul kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %85-95&#8242;inde çocukluk çağı cinsel istismar öyküsü pozitif bulunmuştur. Yine cinsel istismarda bulunan kişilerin de %60-95&#8242;inde öykü pozitiftir. Çok küçük çocuklar bile yaşadıkları önemli olayları, aradan uzun süre geçmesine karşın doğru hatırlayabilirler.</span></span><br />
 </li>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/cocuk-cinsel-istismari/sağlikcocuk-cinsel-istismari-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigara Dumanının Çocuk Sağlığı Üzerine Etkileri</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/sigara-dumaninin-cocuk-sagligi-uzerine-etkileri/sağliksigara-dumaninin-cocuk-sagligi-uzerine-etkileri-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/sigara-dumaninin-cocuk-sagligi-uzerine-etkileri/sağliksigara-dumaninin-cocuk-sagligi-uzerine-etkileri-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:45:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara Dumanının Çocuk Sağlığı Üzerine Etkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=2789</guid>
		<description><![CDATA[Hazırlayan: Doç. Dr. Songül Yalçın Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı &#8211; Sosyal Pediyatri Ünitesi Sigara Dumanının Solunum Yolu Hastalıkları Üzerine Etkisi Sigara Dumanının Solunum Yolu Hastalıkları Dışındaki Etkileri Çocuklarda Sigara İçme Durumu Öneriler Sigara dumanı önemli bir çevre kirleticisidir. Sigara içimi yalnızca içene değil, yanında bulunanlara da zarar verir; en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Hazırlayan: Doç. Dr. Songül Yalçın</span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı &#8211; Sosyal Pediyatri Ünitesi</span></span></span></p>
<ul><img src="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/images/nokta.gif" alt="" /> <span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #000000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#1">Sigara Dumanının Solunum Yolu Hastalıkları Üzerine Etkisi</a></span></span></span><br />
<img src="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/images/nokta.gif" alt="" /> <span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #000000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#2">Sigara Dumanının Solunum Yolu Hastalıkları Dışındaki Etkileri</a></span></span></span><br />
<img src="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/images/nokta.gif" alt="" /> <span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #000000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#3">Çocuklarda Sigara İçme Durumu</a></span></span></span><br />
<img src="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/images/nokta.gif" alt="" /> <span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #000000;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/#4">Öneriler</a></span></span></span></ul>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Sigara dumanı önemli bir çevre kirleticisidir. Sigara içimi yalnızca içene değil, yanında bulunanlara da zarar verir; en çok etkilenen de çocuklardır. Kişi kendisi sigara içmese de pasif içici olmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Sigara dumanında nikotin, tar ve karbon monoksit gibi 3 800&#8242;den fazla kimyasal bileşik bulunmaktadır. Ayrıca tütündeki kadmiyum ve kurşun konsantrasyonları da göreceli olarak yüksektir. Sigara dumanı, 3-4 saat, içilen odada kalmakta ve kapalı ortam kirliliğine neden olmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Sigara içiciliğinin erişkinlerde, başta solunum yolu olmak üzere, birçok organ ve sistemler üzerine etkisi iyi bilinmektedir. Kronik obstrüktif (solunum yolarının daralmasına bağlı) akciğer hastalıklarına bağlı ölümlerin % 75-90&#8242;ı, koroner kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin % 25-30&#8242;u, akciğer kanserine bağlı ölümlerin °ı° 80-90&#8242;ı, tüm kanserlere bağlı ölümlerin ise % 30&#8242;unun sigara içimi ile ilişkisi gösterilmiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Amerika da erişkinlerin % 26,5&#8242;i sigara içerken, 2 ay &#8211; 11 yaş grubu çocukların % 43&#8242;ünün evinde en az bir sigara içicisinin bulunduğu rapor edilmiştir. Gelişmiş ülkelerde sigara içimi azalmakta iken, gelişmekte olan ülkelerde artmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Türkiye&#8217;de sigara içme sıklığı halen % 43,6&#8242;dır ve son 30 yılda sigara tüketimi % 22 artmıştır. Bu rakamlar, Türkiye&#8217;de pasif içicilerin de sayısının oldukça fazla olduğunu göstermektedir.</span></span></p>
<p><a name="1"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Sigara Dumanının Solunum Yolu Hastalıkları Üzerine Etkisi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocukların, anne ve babalarının içtikleri sigaranın dumanına maruz kalması, birçok hastalığın ölüm oranı arttırmaktadır. Bu etki çocuk daha anne karnında iken başlamaktadır. Gebe kadının sigara içmesi düşük oranını, doğumsal anomali riskini, geç fetal (anne karnındaki bebekte)  ve yeni doğan  ölüm hızını arttırır. Nikotin damarlarda daralma yaparak plasenta kan akımını azaltır, karbon monoksit de fetal (anne karnındaki bebekte) hemoglobini bağlar ve sonuç olarak anne karnındaki doğmamış  bebeğin kilo alımı etkilenir ve bebek düşük doğum ağırlıklı olarak doğar. Bununla birlikte, anneleri doğum öncesi dönemde sigara içen çocukların akıl ve kas yapısı gelişimlerinin de geri olduğu bildirilmiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Anneleri sigara içen çocuklarda akut solunum yolu hastalıkları sıklığı artmaktadır. Bu etki süt çocukluğu döneminde en fazladır. Anneleri sigara içen çocukların, yaşamın ilk bir yılı içinde (özellikle 6-9 aylık dönemde) 9ö 38 daha fazla sıklıkla bronşit ve pnömoni oldukları saptanmıştır. Bu etki içilen sigara sayısı ile artmaktadır. Günlük içilen sigara sayısında her beş sigara artışı için, alt solunum yolu hastalıklarının sıklığında 2,5-3,5 birim artış görülmüştür. Bu çocukların hastaneye yatış hızının dört kat arttığı ve bunun günlük içilen sigara sayısı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Anneleri sigara içen çocukların akciğerlerinin, yaşıtlarına göre az geliştiği bildirilmiştir. Bu etki, erişkin yaşamda obstrüktif (solunum yolarının daralmasına bağlı) solunum yolu hastalıkları için risk getirebilir. Anneleri sigara içen okul öncesi çocuklarda (yaşamın ilk beş yılı içinde), sigara içmeyenlere göre pnömoni ve bronşit üç kat, akut nazofarenjit ve sinüzit 1,5 kat artmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Annelerin sigara içmesinin, beş ile dokuz yaş arası çocuklarda bile solunum fonksiyonlarında bozulmaya yol açtığı ve birinci saniyedeki zorlu soluk alıp verme miktarında azalma olduğu gösterilmiştir. Ana-babaları sigara içen astımlı çocuklar daha sık ve daha şiddetli atak geçirebilir. Ana-babalar sigara sayısını azalttıklarında astım bulguları da azalmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Okul öncesi pasif içici çocuklarda seröz otitis media % 60 daha fazla görülmektedir. Altı aylık çocukların 18 aylık izlemelerinde; pasif içici çocuklar ortalama 7,1 seröz otitis media atağı geçirirken, çevresinde sigara içilmeyen çocukların 5,8 atak geçirdiği görülmüştür. Aynı zamanda pasif içicilerde seröz otitis media iyileşme süresi de 28 gün iken, diğerlerinde yalnızca 19 gündür. Yedi yaşındaki seröz otitis media olgularının °ö 33&#8242;ü, pasif sigara içiciliğine bağlanmıştır. Günde üç paket sigaradan fazla içilen evlerdeki Çocukların, sigara içilmeyen ortamdan gelenlere göre dört kez daha fazla timpanik tüp yerleştirilmesi için başvurduğu görülmüştür. Annenin günde 20&#8242;den fazla sigara içmesi, süt çocuklarında yineleyen otitis media  için de önemli bir risk etmenidir.</span></span></p>
<p><a name="2"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Sigara Dumanının Solunum Yolu Hastalıkları Dışındaki Etkileri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Pasif içici olan okul öncesi çocuklarda, hastaneye yatış gerektirecek ciddi hastalık sıklığı dört kez daha fazla bildirilmiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Pasif sigara içiciliğinin, doğum ağırlığı ve doğum haftasından bağımsız olarak, ani bebek ölümü sendromunda rolü olduğu öne sürülmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Pasif içici ergenlik dönemindeki insanlarda yüksek yoğunluklu lipoprotein HDL kolesterolünün % 6,8 daha az ve toplam kolesterolün HDL kolesterole oranının % 8,9 arttığı bulunmuştur. Bu durum pasif içicilerde koroner arter hastalığının sık görülmesini açıklamaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Pasif sigara içiciliği hem çocukta hem de erişkinde genel kanser riskini arttırmaktadır. Hayatının ilk on yılında pasif içici olan erişkinlerde lösemi ve lenfoma riski önemli oranda artmaktadır. Pasif içicilik ergenlik dönemindeki insanlarda da kanser oluşumu ile ilişkili olabilir.</span></span></p>
<p><a name="3"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Çocuklarda Sigara İçme Durumu</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Sigara içimi, psiko-sosyal nedenlerle ergenlik yaşlarında başlamakta ve yaşam süresince devam eden bir davranış biçimi olmaktadır Bu nedenle sigara içiminin önlenmesinde ergenlik dönemi yaş grubu oldukça önemlidir. Sigara içimi önce deneme biçiminde olup, alışkanlık 3-4 yılda gelişir. Sigara içme sıklığı ve günlük içilen sigara sayısı, gençlerde yaş arttıkça artmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda 12 yaşında sigara içme sıklığı % 2,8-5,2 iken, 17-18 yaş grubunda % 24,1 -26,9&#8242;a yükseldiği ve sigara içme alışkanlığının erkek çocuklarda kızlara göre 2,26 kat daha fazla olduğu bildirilmiş; gençlerimizin sigaranın zararları hakkındaki bilgilerinin yetersiz olduğu bulunmuştur. Gençlerin sigaraya başlamalarında anne, baba ve aile çevresindeki kişilerin sigara içmeleri, reklamlar ve arkadaş etkisinin rolü olduğu gösterilmiştir.</span></span></p>
<p><a name="4"></a><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Öneriler</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Çocuklar herhangi bir nedenle muayeneye geldiğinde, ana-baba ve bakıcıdan sigara öyküsü alınmalıdır.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Pasif içiciliğin çocuklara yaptığı zararlar ana-babalara anlatılmalıdır.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Doktorlar sigara içmemelidir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Bekleme odaları, sinemalar, kreşler, öğretmen odaları ve diğer kapalı ortamlarda sigara içilmesi yasaklanmalı ve yasağa uyulduğu kontrol edilmelidir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Televizyon ve gazete gibi iletişim araçlarında reklamların yasaklanması yanında. sigara özentisi yaratabilecek haberlere dikkat edilmelidir.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Kitle iletişim araçları ile yalnızca sigara içmenin değil, pasif sigara içiciliğinin de çocuklara yapacağı zararlar halka anlatılmalıdır.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>- Okullarda sağlık ile ilgili derslerde sigaranın etkileri tartışılmalıdır.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/sigara-dumaninin-cocuk-sagligi-uzerine-etkileri/sağliksigara-dumaninin-cocuk-sagligi-uzerine-etkileri-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Dönemi</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/ergenlik-donemi/sağlikergenlik-donemi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/ergenlik-donemi/sağlikergenlik-donemi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:44:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=2787</guid>
		<description><![CDATA[Ergenlik halk arasında delikanlılık olarak bilinen yaşamın zor ve karmaşık bir dönemidir. Bu dönemde oluşan ruhsal ya da bedensel yaraların izlerinin yaşam boyu süreceği unutulmamalıdır. Ne Zaman?  Ergenlik belirtileri kızlarda 8-13 yaş arasında (ortalama 11-11,5 yaş), erkeklerde 9-14 yaş arasında (ortalama 11,5-12 yaş) başlar. Genel olarak ergenlik hormonlarının etkisiyle kızlarda memelerin, erkeklerde testislerin (yumurtalıkların) büyümesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik halk arasında delikanlılık olarak bilinen yaşamın zor ve karmaşık bir dönemidir. Bu dönemde oluşan ruhsal ya da bedensel yaraların izlerinin yaşam boyu süreceği unutulmamalıdır.</p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><strong>Ne Zaman?</strong></span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> Ergenlik belirtileri kızlarda 8-13 yaş arasında (ortalama 11-11,5 yaş), erkeklerde 9-14 yaş arasında (ortalama 11,5-12 yaş) başlar. Genel olarak ergenlik hormonlarının etkisiyle kızlarda memelerin, erkeklerde testislerin (yumurtalıkların) büyümesi ile başlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Bu hormonlar kızlarda overleri, erkeklerde testisleri uyararak cinsiyet hormonlarının (kadınlarda östrojen, erkeklerde androjen) salgılanmasına neden olurlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><strong>Kızlarda Ergenlik</strong></span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> Genel olarak kızlarda meme gelişimi 11 yaşında başlar, bundan sonra genital bölgede ve koltuk altlarında kıllanma görülür ve sonraki iki yıl içinde adet kanaması başlar. Adet kanaması 10-16 yaş arasında (ortalama 12.8 yaş) başlayabilir ve genellikle ilk yıllarda düzensiz kanamalar olur. Ergenlik belirtileri başladıktan sonraki bir yıl içinde hızlı boy uzaması olur ve buna “büyüme patlaması” denir. Kızlar bu dönemde yaklaşık 25 cm uzarlar. Genel olarak adet kanaması başladıktan sonra kızların boyu  5-6 cm kadar uzar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><strong>Erkeklerde Ergenlik</strong></span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> Erkek çocuklarda ergenlik testislerin büyümesi ile 11 yaşında başlar ve sonra genital kıllanma, penis boyutlarında büyüme, erkek tipi kas gelişimi ve daha geç dönemde sakal ve bıyık bölgesinde kıllanma ile sürer. Erkeklerde “büyüme patlaması” kızlara göre daha geç dönemde olur ve ergenlik döneminde boyları 28 cm kadar uzar.</span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> Ergenlik dönemi sonunda kızlar ve erkekler üreme yeteneği kazanırlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><strong>Erken ve Geç Ergenlik</strong></span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> Ergenliğin erken başlaması, ergenlik belirtilerinden birinin ya da birkaçının, kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce başlamasıdır. Bu durum kızlarda daha sık görülür. Genellikle hormonal kaynaklı değildir. Bu tür sorunu olan çocuklar bir hekime gönderilmelidir. Ergenliğin kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş tamamlandığı halde başlamaması durumunda ise gecikmiş ergenlikten bahsedilir. Bu durum da erkek çocuklarında daha sık görülür, çoğu zaman kalıcı değildir. Kızlarda 16 yaşına kadar adet kanaması olmamışsa mutlaka kalıcı bir bozukluk vardır. Bu durumlarda hekime başvurmak gerekir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span><strong>Ergenlikte Meme Büyümesi</strong></span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span> 10-16 yaş arasındaki erkek çocukların % 40’ından fazlasında geçici meme büyümesi olmaktadır. Bunların % 90’ı üç yıl içinde kendiliğinden küçülür.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span> Bazen kızlarda ergenlik tek taraflı meme büyümesi ile başlar ve diğer memede büyümenin başlaması 6 ayı bulabilir. Bununla birlikte memeler arasındaki bu gelişim farklılığı daha uzun sürer ve çok belirgin olursa bir hekime başvurmak gerekir.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/ergenlik-donemi/sağlikergenlik-donemi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kemik Sağlığı</title>
		<link>http://www.bizdoktoruz.com/cocuklarda-kemik-sagligi/sağlikcocuklarda-kemik-sagligi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.bizdoktoruz.com/cocuklarda-kemik-sagligi/sağlikcocuklarda-kemik-sagligi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 14:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulaşıcı Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Kemik Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bizdoktoruz.com/?p=2785</guid>
		<description><![CDATA[Hazırlayan:Prof. Dr. Şükrü Hatun Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı &#8211; Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Kemiklerin özellikleri Vücudumuzun çatısını oluşturan iskelet sistemi kemiklerden meydana gelir. Kemikler ağırlığımız taşırlar ve çeşitli fiziksel stresler sırasında ayakta durmamızı sağlarlar. Kemikler kemik hücreleri, protein matriks (osteoid doku) ve bu matrikse çöken minarel tabakasından oluşmaktadır. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Hazırlayan:Prof. Dr. Şükrü Hatun</span></span></span><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı &#8211; Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı</span></span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Kemiklerin özellikleri</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Vücudumuzun çatısını oluşturan iskelet sistemi kemiklerden meydana gelir. Kemikler ağırlığımız taşırlar ve çeşitli fiziksel stresler sırasında ayakta durmamızı sağlarlar. Kemikler kemik hücreleri, protein matriks (osteoid doku) ve bu matrikse çöken minarel tabakasından oluşmaktadır. Bu bileşimin tümüne kemik kitlesi denmektedir. Kemiklerin sertliğini sağlayan minerallerin kalsiyum ve fosfat gelmektedir. Vücuttaki kalsiyumun %99’u kemiklerde bulunur ve kemikler aynı zamanda kalsiyum, fosfor ve magnezyum deposudur. Kemik dokusunun en önemli özelliği aktif bir yıkım ve yeniden yapım döngüsü göstermesidir. Kemikleri sürekli “harfiyat” yapılan bir inşaat yerine benzetebiliriz. Erişkin kemik dokusunun her yıl %10’u yeniden yapılmaktadır. Bu şekilde hem kemiklerin güçsüzleşmesi önlenmekte hem de organizmanın kalsiyum dengesi korunmaktadır. Kemik dokusundaki yapımdan osteoblastlar, yıkımdan ise osteoklastlar sorumludur.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Kemik Sağlığı nedir ve niçin önemlidir?</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Bu bilgiler temelinde kemik sağlığından kemik dokusunun hem protein matriks hem de mineralizasyon yönünden yeterli olması anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle kemik sağlığı yaşam boyu kişinin kemik kitlesinin normal olması demektir. Son yıllarda erişkin sağlığında giderek önem kazanan osteoporoz “Kemik kitlesinin azalması ve kemiğin mikro mimarisinin bozulması sonucu kemiklerin kırılganlığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet bozukluğu” olarak tanımlanmaktadır. Daha çok ileri yaşlardaki kadınlarda görülen osteoporoz genetik faktörler yanında beslenme, sigara içimi, alkol alımı, fiziksel hareketsizlik gibi çeşitli çevresel faktörlerle de ilgilidir. Osteoporoza bağlı kırıklar en sık vertebralar, ön kol ve femurun üst kısmında görülmektedir. İngiltere’de her yıl 150.000 kişide osteoporoza bağlı kemik kırıkları meydana geldiği bunun da 750 milyon sterlin sağlık harcamasına neden olduğu bildirilmektedir. Osteoporozun önlenmesi için hem kemik kitlesinin yeterli hale getirilmesi hem de kemik kaybının azaltılması gerekmektedir.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Çocuklarda kemik sağlığı ile osteoporoz ilişkisi</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Erişkin yaşamdaki kemik sağlığı büyük oranda çocukluk ve ergenlik döneminde ulaşılan maksimum kemik kitlesine bağlıdır. Maksimum kemik kitlesi “pik kemik kitlesi” olarak da isimlendirilmektedir. İnsanlarda pik kemik kitlesi 30 yaşından önce tamamlanmakta ve oluşan bu “kemik bankası” daha sonraki yaşam için kaynak görevi görmektedir. Bu nedenle erişkin yaştaki <a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/osteoporoz.shtml">ostoporozun</a> önlenmesi büyük oranda çocukluk döneminde atılacak adımlara bağlıdır. Pik kemik kitlesi büyük oranda genetik faktörlerce belirlenmekle birlikte, öngörülen genetik potansiyele ulaşılması beslenme, aktivite, endokrin fonksiyon ve yaşam tarzını oluşturan diğer faktörlere bağlıdır.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Bebeklerde en önemli kemik sağlığı sorunu</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Çocukluk çağında kemik mineralizasyonun yeterli olabilmesi için serum kalsiyum ve fosfor düzeylerinin normal olması gereklidir. Bunun için de hem beslenmeyle yeterli kalsiyum ve fosfor alınması hem de barsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini sağlayan D vitaminin yeterli olması gerekmektedir. Organizmanın gelişmesinin devam ettiği, dolayısıyla kemiklerin uzadığı dönemde kemiklerin yetersiz mineralizasyonu rikets olarak bilinen “kemik zayıflığı” hastalığına yol açmaktadır. Bebeklik döneminde en önemli kemik sağlığı sorunu rikets hastalığıdır</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/rasitizm.shtml">Rikets (Raşitizm)</a> gelişmekte olan ülkelerin önemli sağlık sorunlarından birisidir ve en çok 6-18 ay arasındaki çocukları etkilemektedir. Riketsin temel nedeni deride güneş ışınları etkisiyle sentez edilen D vitamini yetersizliğidir. Riketsin sık görüldüğü bölgelerde anneler genellikle ev içlerinde yaşamakta ve/veya fazla miktarda örtünmektedirler. Özellikle kış dönemindeki hamileliklerde vitamin desteği yapılmaması bebeklerin yetersiz D vitamini deposu ile doğmasına neden olmaktadır. Bu durumda anne sütü ile beslenmeleri de bebeklerin D vitamini yetersizliği sorunu ile karşılaşmasını önleyememektedir. Çünkü hem normalde anne sütündeki D vitamini düzeyi 12-60 IU civarındadır ve bu fizyolojik ihtiyacı (günde 400 IU) karşılamaktan uzaktır, hem de D vitamini yetersizliği olan annelerin sütündeki D vitamini düzeyi daha düşüktür. Son yıllarda çocukların yeterli güneş ışığına maruz kaldığı bölgelerde (örneğin Nijerya’da) kalsiyum alımındaki veya emilimindeki yetersizliklerin rikets nedeni olarak önem kazandığına dikkat çekilmektedir. Rikets havale geçirme, yürümede ve diş çıkarmada gecikme, kafatası kemiklerinin yumuşaklığı ve şekil bozukluğu, el bileklerinde genişleme, sık enfeksiyonlara yakalanma, baş terlemesi ve sürtünmeye bağlı arka kısımdaki saçların dökülmesi gibi bulgulara yol açabilir. Riketsin uzun dönemli kemik sağlığı üzerine esas etkisi bacak ve pelvis kemiklerinde yarattığı deformitedir. Yürüme çağında raşitizm geçiren çocuklarda dışa doğru eğrilmeler olur ve bazı hastalarda bu eğriliklerin cerrahi müdahale ile düzeltilmesi gerekebilir. Rikets geçiren kızların pelvis kemiklerindeki deformitenin doğum kanalının dar ve dolayısıyla zor doğumlara neden olduğu bilinmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span><a href="http://www.bizdoktoruz.com/wp-admin/rasitizm.shtml">Riketsin (Raşitizm)</a> dolayısıyla çocukluk çağında kemiklerdeki mineralizasyon yetersizliğinin önlenmesi için annelerin ve bebeklerin yeterli D vitamini almaları veya üretmeleri gereklidir. Bunun için bütün hamilelerin yeterli güneş almaları, anne sütü alsalar bile bütün bebeklere doğumdan sonraki haftalarda en az günde 400 IU D vitamini başlanması gerekmektedir. Bebeklerin kendilerine yetecek miktarda D vitamini üretebilmeleri için bez bağlı olarak günde 10 dakika, baş,yüz el ve ayaklar açık olarak ise haftada 2 saat güneş görmesi gerekmektedir. Bu koşulların her zaman sağlanmasındaki zorluk düşünüldüğünde bütün bebeklere D vitamini desteğinin yapılması daha da önem kazanmaktadır.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Kemik sağlığı ile kalsiyum arasındaki ilişki</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Son yıllarda çocukluk çağında kemik yoğunluğu düşüklüğünün erişkin kemik sağlığı bakımından önemli bulunması çocuklarda kalsiyum gereksinimi ve bu gereksinimin nasıl karşılanacağını güncel bir konu haline getirmiştir. Maksimal kemik yoğunluğunun sağlanması için çocukluk döneminde yeterli kalsiyum alınması gereklidir. Kemik yoğunluğunun arttırılması ise erişkin dönemdeki osteoporozu önlemenin en önemli yoludur. Yakın zamanda yayınlanan araştırmalarda 11-15 yaş arasındaki kızlardaki düşük kalsiyum alımının kemik kırıkları sıklığını arttırdığı, fazla fosfor alımına neden olan kola içme alışkanlığı ile kemik kırıkları arasında pozitif bir ilişki olduğu, yüksek kalsiyum alımının ergenlik dönemindeki kız ve erkeklerde kırıklardan koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Besinlerle alınan kalsiyum ihtiyacının temel nedeni kemik mineral yoğunluğunu arttırmaktır. Bebekler çocuklar ve adolesanlarda kalsiyum gereksinmesi Amerikan Sağlık Enstitüsü (NIH) ve Ulusal Bilimler Akademisi Beslenme Komitesi (NAS) tarafından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Her iki kuruluşun önerileri birlikte değerlendirildiğinde yakın ergenlik döneminden başlayarak günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması ve bu miktarın ergenlik dönemi boyunca korunması gerektiği anlaşılmaktadır.</span></span><br />
 </p>
<table border="0" cellspacing="3" cellpadding="3" width="100%" bgcolor="#ebebeb">
<caption><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>TABLO 1. Çocuklarda kalsiyum gereksinmesi (mg/gün)</span></span></strong></caption>
<tbody>
<tr bgcolor="#ffcc99">
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>Yaş </span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 1997 NAS</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 1994 NIH</span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>0-6 ay</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 210</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 400</span></span></strong></td>
</tr>
<tr bgcolor="#ffffff">
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>6 ay- 1 yaş</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 270</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 600</span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>1- 3 yaş</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 500</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 800</span></span></strong></td>
</tr>
<tr bgcolor="#ffffff">
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>4-8 yaş </span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>800</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 800 (4-5 yaş)</span></span></strong><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>800-1200 (6-8 yaş)</span></span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>9-18 yaş </span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>1300</span></span></strong></td>
<td><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span> 800-1200 (9-10 yaş)</span></span></strong><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;"><span>1200-1500(11-18 yaş)</span></span></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Yaşamın ilk yılında anne sütü kalsiyum ihtiyacı için en önemli kaynaktır. Yalnızca anne sütü veya anne sütü + ek gıdalar ile beslenen bebeklerde daha fazla kalsiyum vermenin uzun dönemli kemik mineralizasyonu üzerine olumlu etkisi olduğuna dair bir kanıt yoktur. Eldeki veriler anne sütündeki kalsiyumun inek sütüne ve mamalara göre biyoyararlığının daha iyi olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bütün mamalardaki kalsiyum miktarı anne sütüne göre bir miktar yüksek tutulmuştur. Prematüre bebeklerde kalsiyum gereksinimi zamanında doğan bebeklerden daha fazladır. Bu bebeklerin hem hastanede yatarken hem de daha sonra daha yüksek kalsiyum içeren ve prematüreler için hazırlanmış mamalarla beslenmesi gereklidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Ergenlik öncesi dönemdeki çocuklardaki kalsiyum gereksinmesi konusunda az bilgi vardır ve bu dönemde günde 800 mg kalsiyum alınmasının yeterli olduğu düşünülmektedir. Bu yaş gurubundaki en önemli konu çocuklara yeterli kalsiyum almalarını sağlayacak beslenme alışkanlıkları kazandırmaktır. Kalsiyum gereksinimi ile ilgili araştırmalar ergenliğin hemen öncesi ve ergenlik dönemindeki (9-18 yaş) çocuklar üzerine yoğunlaşmıştır. Puberte döneminde kalsiyum emiliminin arttığı ve kemik formasyonun çoğunluğunun bu dönemde olduğu bilinmektedir. Bir çok araştırma 9-18 yaş gurubunda net kalsiyum ihtiyacının 1200-1500 mg/gün olduğunu ve bunun üzerinde alınan kalsiyumun vücuttan atıldığını göstermektedir. Bu yaş gurubunda kalsiyum ilavesinin kemik mineral yoğunluğunu kısa dönemde olumlu etkilediğini gösteren çalışmalar olmakla birlikte esas önemli olan çocukluk ve ergenlik döneminde önerilen miktarlarda kalsiyum alımını sağlayacak besinlerle beslenmenin sürdürülmesidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Besinlerin arasında en önemli kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleridir. Bu nedenle erken çocukluk döneminde süt, yoğurt ve peynir yeme alışkanlığını kazandırılması önemlidir. Bu nedenle anne-babaların “süt içmeden yatağına girme” şeklindeki ısrarları yerinde bir tutumdur. Şişmanlık korkusuyla süt içmeyen adolesan dönemindeki kızlara yağ içeriği düşük sütlerin kalsiyum içeriğinin değişmediği hatırlatılmalıdır. Bir çok sebze de kalsiyum içermektedir. Kalsiyum ile zenginleştirilmiş meyva suyu ve kahvaltılık besinler de süt ve süt ürünlerini sevmeyen çocuklar için alternatif besinlerdir. Bütün çabalara rağmen yeterli miktarda kalsiyum içeren besin tüketmeyen çocuk ve adolesanlara mineral desteği yapılması gereklidir.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Çocukluk Döneminde Fiziksel aktivite ve kemik sağlığı arasında ilişki varmı dır?</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Son yıllarda çocukluktan erişkinliğe girerken kemik kitlesinin yeterli olabilmesi için kalsiyum alımı kadar kemiklerin ve kasların gerilmesini sağlayacak türde (atlayıp, sıçramak gibi) fiziksel aktivite yapılmasının önemi üzerinde de sıklıkla durulmaktadır. Eskiden beri hareketsizliğin (yatak dinlencesi) ve uzay boşluğunda gibi ağırlıksız durmanın kemiklerin biyolojik döngüsünü olumsuz etkilediği, mineral kaybına yol açtığı ve dolayısıyla kemik kitlesinde azalmaya (osteoporoz) neden olduğu bilinmektedir. Kemik yapımı için mekanik gerilmelere duyarlı hücrelerin uyarılması gerekmektedir. Bunun için ise kemik yüzeylerinin gerilmesini sağlayan koşma, atlama, sıçrama (ip atlama), jimnastik hareketleri gibi fiziksel hareketlerin özellikle kemik yapımının hızlandığı adolesan döneminde yapılması büyük önem kazanmaktadır. Yine bu nedenle okullardaki beden eğitimi derslerine süre ve niteliğinin geliştirilmesine mutlak ihtiyaç vardır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;"><span>Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada 8 ay süreyle günde 10 veya daha fazla sıçrama hareketi yapan ve haftada iki kez atlama/sıçrama aktivitesi yapana çocukların normal okul aktivite programındaki çocuklara göre kemik dansitelerinde(yoğunluğu) %1.2 oranında bir artma olduğu göstermiştir. Kemik dansitesindeki % 5 oranındaki artmanın osteoporotik kırılma riskini %40 azalttığı düşünüldüğünde bu derecedeki kemik dansitesi artımının bile önemli olduğu üzerinde durulmaktadır. Benzer çalışmalarda kısa süreli ve belli bir ağırlığa karşı yapılan aktivitelerin ergenlik dönemindeki çocuklarda ve genç kadınlarda anlamlı ölçüde kemik dansitesi kazanımı sağladığı görülmüştür.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="color: #cc6600;"><span>Önemli Noktalar</span></span></span></strong><br />
<span style="font-family: Tahoma;"><span>Halk sağlığı açısından erişkin yaştaki osteoporoz ve komplikasyonlarının önlenmesi büyük ölçüde çocukluk dönemindeki kemik sağlığına bağlıdır. Çocukluk dönemindeki kemik sağlığının korunması için başta bebeklik dönemi olmak üzere yaşam boyu yeterli D vitamini alınması, gebelerin D vitamini depolarının yeterli olması, özellikle ergenliğe yakın ve ergenlik yaş gurubunda (9-18 yaş) hem kalsiyum alımının 1200-1500 mg/gün civarında olmasının sağlanması hem de düzenli fiziksel aktivite yapılması gerekmektedir. Aileler erken yaştan itibaren çocuklarının kalsiyumdan zengin besinlerle beslenmesine önem vermelidir Bu amaçla okul programlarında kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ile beslenmenin vurgulanması ve spor derslerinde atlama, sıçrama, koşma, jimnastik hareketleri gibi aktivitelere daha fazla yer verilmesi gereklidir. Çocuk hekimleri sağlam çocuğu izleminde kemik sağlığına önem vermeleri ve kronik hastalığı olan çocuklara kemik dansitesini geliştiren fizik aktivite programı önermelidir.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bizdoktoruz.com/cocuklarda-kemik-sagligi/sağlikcocuklarda-kemik-sagligi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

